Binlerce sensör barından bere ile düşünceyle yazma dönemi başlıyor
3 dk okumadonanimhaber
PAYLAS:
a').click(); event.preventDefault();">Tam Boyutta Gör Bilgisayarlarla etkileşimde klavye, dokunmatik ekran ve sesli komutlar uzun süredir temel araçlar olarak öne çıkıyor. Ancak mühendisler artık bu yöntemleri tamamen ortadan kaldırabilecek yeni bir yaklaşım üzerinde çalışıyor: insan düşüncesini doğrudan metne dönüştürmek. Silikon Vadisi merkezli girişim Sabi, bu alandaki en dikkat çekici projelerden biriyle gündemde. Beyin dalgalarını okuyan bere Sabi’nin geliştirdiği sistem, kullanıcının iç konuşmasını analiz ederek yazıya çeviren bir beyin-bilgisayar arayüzü sunuyor. Şirket, bu teknolojiyi ilk aşamada bir bere formunda tasarlarken ilerleyen süreçte beyzbol şapkası benzeri alternatifler de planlıyor. Amaç, günlük kullanımda rahatlıkla tercih edilebilecek bir cihazla beyin sinyallerini ekranda metne dönüştürmek.
Bu yaklaşım, Neuralink gibi cerrahi implantlara dayanan çözümlerden ayrılıyor. Dolayısıyla Sabi’nin hedef kitlesi yalnızca tıbbi ihtiyaçları olan bireyler değil. Aksine şirket, teknolojiyi geniş kullanıcı kitlelerine ulaştırmayı amaçlıyor.
a').click(); event.preventDefault();">Tam Boyutta Gör Sistemin temelinde ise EEG yer alıyor. EEG, kafa derisine yerleştirilen sensörler aracılığıyla beynin elektriksel aktivitelerini ölçen ve uzun yıllardır tıp dünyasında kullanılan bir yöntem. Ancak bu yöntemin en büyük dezavantajı, invaziv olmayan ölçümlerde sinyallerin zayıf ve dağınık olması. Sabi bu sorunu çözmek için ölçeği büyütüyor. Geleneksel EEG sistemlerinde birkaç düzine ila birkaç yüz sensör bulunurken şirketin geliştirdiği cihazda 70.000 ila 100.000 arasında mikro sensör yer alması planlanıyor. Bu sayede beynin farklı bölgelerindeki aktiviteler çok daha yüksek uzamsal çözünürlükle takip edilebiliyor.
a').click(); event.preventDefault();">Tam Boyutta Gör Ancak yüksek yoğunluklu sensörler de tek başına yeterli değil. Beyin sinyallerinin yorumlanması, özellikle iç konuşma söz konusu olduğunda son derece karmaşık bir süreç. Çünkü aynı kelime farklı kişilerde farklı sinyal desenleri oluşturabiliyor ve hatta aynı kişide bile zaman içinde değişiklik gösterebiliyor. Sabi bu sorunu çözmek için “beyin temel modeli” olarak tanımladığı bir yapay zeka sistemi geliştiriyor. Bu model, geniş çaplı sinirsel veri setleri üzerinde eğitilerek ortak örüntüleri öğreniyor. Şirketin açıklamasına göre bugüne kadar 100 gönüllüden yaklaşık 100.000 saatlik beyin verisi toplandı.
Performans tarafında ise Sabi’nin ilk hedefi, dakikada yaklaşık 30 kelime yazım hızı. Bu değer, günümüzdeki ortalama klavye hızının altında olsa da şirket kullanım süresi arttıkça hem hızın hem de doğruluğun önemli ölçüde gelişeceğini öngörüyor.
Ancak teknik başarı kadar önemli bir diğer unsur da kullanım kolaylığı. Mevcut birçok beyin-bilgisayar arayüzü, her kullanım öncesinde kalibrasyon gerektiriyor. Bu da günlük kullanımda ciddi bir engel oluşturuyor. Uzmanlara göre tüketiciye yönelik bir ürünün kutudan çıktığı gibi çalışması gerekiyor.
Cihazın tasarımı da çözülmesi gereken bir diğer kritik konu. On binlerce sensörü barındıran bir sistemin aynı zamanda rahat, hafif ve dikkat çekmeyen bir formda olması gerekiyor. Kullanıcıların günlük hayatta tercih edeceği bir ürün için bu denge büyük önem taşıyor.
Bununla birlikte, beyin verilerinin doğası gereği taşıdığı hassasiyet yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Nöral veriler, bir kişinin sahip olabileceği en özel veri türlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Sabi, bu nedenle tüm verilerin buluta aktarım sırasında uçtan uca şifrelendiğini ve yapay zeka modellerinin ham veriler yerine şifrelenmiş veri üzerinde eğitildiğini belirtiyor.
Usain Bolt'un hızına yaklaşan insansı robot
---
**İlgili Kaynaklar:**
Detaylı kurumsal teknoloji çözümleri için [teknoloji çözümleri](https://sheltron.com.tr) sayfasını incelemenizi öneriyoruz.