ABD'den İran'ın Güneyine Yeni Saldırı: Ateşkes Gölgesinde Nükleer Gerilim
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın güneyindeki füze sahalarına ve mayın yerleştirmeye çalışan deniz araçlarına yönelik yeni saldırılar düzenlediğini duyurdu. Saldırıların, devam eden ateşkes sürecinde "meşru müdafaa" kapsamında gerçekleştirildiği belirtilirken, taraflar arasındaki barış görüşmelerinin geleceği belirsizliğini koruyor.
ABD ordusu, İran'ın güneyinde yer alan Bandar Abbas yakınlarındaki stratejik noktalara operasyon düzenledi. CENTCOM Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, saldırıların İran güçlerinin oluşturduğu tehditlere karşı birlikleri korumayı amaçladığını ifade etti. Hawkins, ABD ordusunun sürmekte olan ateşkes sırasında itidalli davrandığını ancak birliklerini savunmaya devam edeceğini vurguladı.
İran devlet medyası, Hürmüz Boğazı üzerinde kritik bir deniz üssüne ev sahipliği yapan Bandar Abbas'ta patlama sesleri duyulduğunu ve yerel yetkililerin inceleme başlattığını doğruladı. Tahran yönetimi ise ABD'nin bu son hamlesine henüz resmi bir askeri yanıt vermedi.
Bölgedeki askeri hareketlilik sürerken, diplomatik cephede çelişkili mesajlar gelmeye devam ediyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yapılan görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ancak çatışmayı sona erdirecek nihai bir anlaşmanın henüz yakın olmadığını belirtti. Bekayi, "Görüşülen konuların büyük bir bölümünde sonuca ulaştık ancak kimse anlaşmanın yakında imzalanacağını iddia edemez" ifadelerini kullandı.
Öte yandan ABD cephesinde farklı bir iyimserlik hakim. Başkan Donald Trump hafta sonu tarafların anlaşmaya yakın olduğunu öne sürerken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio uzlaşmanın an meselesi olabileceğini dile getirdi. Masadaki mutabakat zaptının; ateşkesin 60 gün uzatılmasını, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve İran'ın nükleer programı üzerine yeni müzakereleri içerdiği bildiriliyor.
CBS News'in ABD istihbaratına dayandırdığı habere göre, savaşın ilk günlerinde İsrail saldırısında yaralanan İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in gizli bir lokasyonda saklanması, diplomatik iletişimi yavaşlatıyor. Bu durum, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve yaptırımların kaldırılması gibi karmaşık konuların çözümünü zorlaştırıyor.
Krizin merkezinde ise İran'ın nükleer kapasitesi yer alıyor. Savaşın başında İran'ın %60 saflıkta yaklaşık 440 kilogram zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğu tahmin ediliyordu. Trump, bu uranyumun derhal ABD'ye teslim edilmesini veya koordinasyon içinde yerinde imha edilmesini talep ediyor. Tüm bu gerilimlere rağmen, İranlı baş müzakerecilerin diplomasi trafiğini sürdürmek üzere Katar'da temaslarda bulunduğu belirtiliyor.
ABD ve İran arasındaki askeri gerilim ve olası bir nükleer kriz, Türkiye'nin sınır güvenliğini, enerji maliyetlerini ve bölgesel ticaretini doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.
Bölgedeki deniz ticaret yollarının (Hürmüz Boğazı) kapanma riski, Türk lojistik ve ihracat firmalarının maliyetlerini artırabilir.
Olası yeni yaptırımlar, Türk bankalarının ve şirketlerinin İran ile olan ticari uyumluluk süreçlerini zorlaştırabilir.
Ortadoğu'daki jeopolitik risklerin artması, Türkiye'ye yönelik yabancı sermaye akışında dalgalanmalara neden olabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



