ABD ve İsrail'in İran Savaşı'nda İkinci Ay: Küresel Bilançoda Kim Kazandı, Kim Kaybetti?
2 dk okumantv-dunya
PAYLAS:

ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşta iki ay geride kalırken, çatışmaların küresel ve bölgesel bilançosu netleşmeye başlıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşın başında vaat ettiği hızlı ve kesin zafer henüz gerçekleşmezken, uzmanlar mevcut kırılgan ateşkes ortamında savaşın gerçek bir kazananı olmadığını vurguluyor.
Çatışmaların en ağır yükünü, 3 binden fazla sivilin hayatını kaybettiği ve derin bir ekonomik krizle boğuşan İran halkı çekiyor. Ülke genelinde yaşanan uzun süreli internet kesintileri ve artan rejim baskısı, iç krizleri daha da derinleştiriyor. Öte yandan, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların tırmanmasıyla Lübnan'da 2 bin 500'den fazla kişi yaşamını yitirdi ve yüz binlerce sivil yerinden edildi.
Bölgesel kriz, ekonomi üzerinde de yıkıcı etkiler yarattı. Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Irak, Katar ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinin enerji ihracatını durma noktasına getirdi. Küresel ölçekte ise artan enerji ve gıda fiyatları, ABD'de enflasyonu tetiklerken, IMF'nin küresel büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize etmesine neden oldu.
Savaşın uzaması, ABD Başkanı Donald Trump için ciddi bir siyasi riske dönüşmüş durumda. Anketlere göre Trump'ın onay oranı yüzde 37 seviyelerine kadar gerilerken, İran'ın nükleer kapasitesini sonlandırma hedefine henüz ulaşılamadı. Benzer şekilde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu askeri operasyonlarla iç politikada geçici bir avantaj sağlasa da, uzayan savaşın getirdiği güvenlik riskleri ve uluslararası baskılarla karşı karşıya.
İran rejimi ise ABD ve İsrail saldırılarında, dini lider Ayetullah Ali Hamaney dahil olmak üzere birçok üst düzey yetkilisini kaybetmesine rağmen ayakta kalmayı başardı. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü küresel bir diplomatik koz olarak kullanmaya devam ediyor.
Savaşın yarattığı kaos ortamında bazı küresel aktörler ve şirketler avantaj sağladı. Çin, güçlü enerji stokları ve alternatif tedarik zincirleri sayesinde krizi en az hasarla atlatırken, ABD'nin itibar kaybından diplomatik fayda sağlıyor. Rusya ise artan petrol ve gübre fiyatları sayesinde enerji gelirlerini katlayarak ekonomisini güçlendirdi.
Öte yandan, Chevron, Shell ve Exxon gibi dev enerji şirketleri, fırlayan petrol fiyatları sayesinde rekor kârlar elde ediyor. Ancak bu durum, uluslararası kamuoyunda enerji şirketlerine yönelik "ekstra kâr vergisi" tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
İran'daki istikrarsızlık ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini ve sınır güvenliği politikalarını doğrudan etkilemektedir.
Artan küresel enerji ve lojistik maliyetleri, Türk sanayicisi ve ihracatçısı üzerinde enflasyonist baskı yaratabilir.
Komşu ülkelerdeki istikrarsızlık nedeniyle sınır güvenliği ve olası göç dalgalarına karşı yeni diplomatik tedbirler alınması gerekebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



