ABD Yönetimi, İsrail'in Nükleer Programı Hakkındaki Yıllardır Süren Sessizliğini Bozuyor
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Demokrat Partili Kongre üyelerinin yoğun baskısı sonucunda, İsrail'in nükleer programına dair soruları gizli bir oturumda yanıtlamayı kabul etti. Bu gelişme, Washington yönetiminin on yıllardır sürdürdüğü "stratejik belirsizlik" politikasında önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
Geçtiğimiz ay 30 Demokrat Kongre üyesi, Trump yönetimine bir mektup yazarak İsrail'in on yıllardır süregelen nükleer programının kamuoyuna açıklanmasını talep etmişti. Kongre üyesi Joaquin Castro'nun ısrarlı soruları üzerine açıklama yapan Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu konudaki detayları kamuoyu önünde paylaşmayacağını belirtti. Ancak Rubio, dünyanın büyük bir kısmının İsrail'in nükleer silahlara sahip olduğunu değerlendirdiğini kabul ederek, daha fazla bilginin yalnızca gizli bir toplantıda verileceğini vurguladı.
Demokrat Partili üyeler, birbirini izleyen ABD yönetimlerinin İsrail'in nükleer silah kapasitesi konusundaki gizliliği neden ısrarla koruduğunu sorguluyor. Milletvekilleri, bu ayrıcalıklı tavrın Washington'ın dostu ya da düşmanı olan başka hiçbir ülkeye gösterilmediğine dikkat çekiyor.
Milletvekillerinin girişimi, Washington'da İsrail'in nükleer programı konusunda yarım yüzyıldan fazla süredir devam eden tabuyu yıkmaya yönelik tarihi bir adım olarak görülüyor. ABD, kökenleri 1950'lere kadar uzandığı düşünülen bu nükleer silah geliştirme faaliyetlerini hiçbir zaman resmi olarak kabul etmedi. İsrail de nükleer silahlara sahip olduğunu resmi olarak doğrulamasa da, küresel çapta önemli bir cephaneliğe sahip olduğuna dair yaygın bir kabul bulunuyor.
Tarihsel sürece bakıldığında, İsrail'in nükleer programı ilk kez 1986 yılında İsrailli nükleer teknisyen Mordechai Vanunu tarafından İngiliz Sunday Times gazetesine sızdırılmıştı. Vanunu, ülkesinin tahmin edilenden çok daha gelişmiş bir nükleer silah programına sahip olduğunu ifşa etmiş ve bu eylemi nedeniyle 18 yıl hapis yatmıştı.
Kongre üyeleri, ABD'li istihbarat yetkililerine İsrail'in nükleer silah kullanımı için belirlediği kırmızı çizgileri de soruyor. Özellikle Mart ayında Dimona'daki nükleer tesislerin yakınlarına İran tarafından düzenlenen saldırı, bu endişelerin temel dayanaklarından birini oluşturuyor. Demokratlar, Amerikan güçlerinin Ortadoğu'ya konuşlandırıldığı bir ortamda, İsrail'in nükleer kabiliyetlerinin ABD'nin ulusal güvenliği açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, İsrail mevcut cephaneliğini aktif olarak modernize ediyor. 2024 yılında nükleer kapasiteli Jericho balistik füzeleriyle ilişkili olabilecek bir test gerçekleştiren ülkenin, Dimona'daki plütonyum üretim tesisini de geliştirdiği belirtiliyor. İsrail ayrıca, bölgesel rakiplerinin nükleer silah edinmesini engellemek amacıyla 1981'de Irak'taki, 2007'de ise Suriye'deki nükleer tesisleri hedef alan önleyici saldırılar düzenlemişti.
İsrail'in nükleer kapasitesinin ABD tarafından resmi düzeyde tartışmaya açılması, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Ortadoğu'daki güvenlik dengelerini ve nükleer silahlanma politikalarını etkileyebilir.
Bölgesel nükleer silahsızlanma çağrıları yapan Türkiye'nin diplomatik argümanlarını uluslararası arenada güçlendirebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



