Antik Mısır'ın Sırları Gelişmiş Proteomik Teknolojisiyle Çözülüyor
2 dk okumaars-technica
PAYLAS:

Bilim insanları, Antik Mısır dönemine ait paha biçilmez eserlerin üretiminde kullanılan boya, bağlayıcı ve yapıştırıcıların kesin bileşimini ortaya çıkarmak için çığır açan bir yöntem kullanıyor. Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, kütle spektrometrisi tabanlı proteomik teknolojisi sayesinde tarihi eserlere zarar vermeden detaylı analizler yapılabiliyor. Bu gelişme, arkeolojik koruma çalışmalarında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
Araştırmacılar, İsveç, İngiltere ve Danimarka'daki koleksiyonlarda yer alan ve MÖ 1425 ile MS 400 yılları arasına tarihlenen çeşitli Mısır eserlerini inceledi. Boyalı ahşap tabutlar ve duvar resimlerinden alınan çok küçük örnekler üzerinde yapılan analizlerde, hayvansal kolajenler ve yumurta proteinleri gibi beklenen maddelerin yanı sıra sürpriz bulgulara da rastlandı. Özellikle susam ve moringa bitkilerinden elde edilen proteinlerin kullanıldığı tespit edildi.
Antik Mısırlıların oldukça biçimsel ve kolayca tanınabilen bir boyama stili olduğu biliniyor. Kırmızı için hematit, sarı için orpiment, beyaz için kalsit ve alçıtaşı gibi pigmentler yaygın olarak kullanılıyordu. Geçmişte bu pigmentleri incelemek için genellikle X-ışını floresan (XRF) görüntüleme teknolojilerinden faydalanılıyordu. Hatta 2023 yılında bilim insanları, taşınabilir bir MA-XRF cihazı kullanarak Theban Nekropolü'ndeki mezar şapellerini detaylı bir şekilde araştırmıştı.
Arkeoloji alanında nispeten yeni bir yaklaşım olan kütle spektrometrisi tabanlı proteomik, verilen bir örnekteki tüm protein kalıntılarını son derece detaylı bir şekilde karakterize edebiliyor. Bu teknoloji o kadar hassas ki, geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha az örnek materyaline ihtiyaç duyuyor. Gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi gibi eski yöntemlerin aksine, karışımın karmaşıklığı ne olursa olsun örnekteki tüm proteinleri tanımlayabiliyor.
Bu yenilikçi donanım ve analiz yöntemleri, sadece Antik Mısır'ı değil, farklı tarihi dönemleri anlamamıza da yardımcı oluyor. Daha önce aynı yöntemle Danimarka Altın Çağı sanatçılarının bira yan ürünlerini tuval astarı olarak kullandığı ve Rönesans dönemi tıp kitaplarındaki parmak izlerinden dönemin okuma alışkanlıkları keşfedilmişti. Gelişen bilimsel yöntemler, tarihin karanlıkta kalan noktalarını aydınlatmaya devam ediyor.
Bu tahribatsız analiz teknolojisi, Türkiye'nin zengin arkeolojik mirasının incelenmesi ve korunması süreçlerinde devrim yaratabilir.
Türk müzeleri ve restorasyon laboratuvarları, tarihi eserlere zarar vermeden daha kesin analizler yapabilmek için bu teknolojileri entegre edebilir.
Türkiye'deki arkeometri ve proteomik alanında çalışan bilim insanları için yeni araştırma metodolojileri ve uluslararası işbirlikleri doğabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



