Bilim İnsanları Gen Tabancası Kullanarak Marulun İçinde Et Proteini Üretmeyi Başardı
2 dk okumadonanimhaber
PAYLAS:

Imperial College London araştırmacıları, alternatif gıda üretiminde çığır açabilecek bir çalışmaya imza atarak gen tabancası teknolojisiyle marul ve tütün bitkilerinde et proteini üretti. Bu yenilikçi yöntem, bitki bazlı et ürünlerinin en büyük eksiklikleri olan tat, renk ve besin değeri sorunlarını çözme potansiyeli taşıyor.
İngiltere'nin önde gelen eğitim kurumlarından Imperial College London bünyesindeki bilim insanları, ete karakteristik kırmızı rengini ve lezzetini veren miyoglobin proteinini bitkilerde üretmek için yeni bir yöntem geliştirdi. Araştırma kapsamında, marul ve tütün bitkilerinin kloroplastlarına gen tabancası yöntemiyle optimize edilmiş domuz miyoglobini genleri yerleştirildi. "Biyolistik dönüşüm" olarak adlandırılan bu teknikte, mikroskobik parçacıklar DNA ile kaplanarak yüksek hızda bitki hücrelerine ateşleniyor.
Yapılan analizler sonucunda, aktarılan genlerin bitkilerin genetik yapısına başarıyla entegre olduğu ve bu genetik değişikliğin tohumlar aracılığıyla sonraki nesillere de aktarılabildiği kanıtlandı. Böylece elde edilen özellik, yalnızca laboratuvar ortamındaki ilk bitkilerle sınırlı kalmayıp kalıcı bir nitelik kazandı.
Araştırmanın en şaşırtıcı sonuçlarından biri, genetiği değiştirilmiş bitkilerin gösterdiği yüksek performans oldu. Bilim insanları, demir içeren bir molekül olan miyoglobinin bitkilerde üretilmesinin fotosentez sürecini veya genel gelişimi olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyordu. Ancak deneyler, marul ve tütün bitkilerinin sağlıklı bir şekilde büyümeye devam ettiğini ve fotosentez performanslarında hiçbir kayıp yaşanmadığını ortaya koydu.
Elde edilen verilere göre, marulda kilogram başına yaklaşık 810 miligram, tütünde ise 800 miligram miyoglobin üretilebildi. Bu miktar, hayvan kas dokusundaki miyoglobin seviyesinin yaklaşık onda birine denk gelse de, bitkisel üretimin hayvancılığa kıyasla çok daha az arazi, su ve enerji tüketmesi bu yöntemi avantajlı kılıyor. Hektar başına elde edilebilecek toplam protein miktarı hesaplandığında, bitkilerden üretilen miyoglobinin gelecekte geleneksel hayvancılıkla rekabet edebileceği öngörülüyor.
Günümüzde piyasada bulunan bitki bazlı et alternatifleri, gerçek et deneyimini sunmakta yetersiz kalabiliyor. Araştırmacılar, bitkilerden elde edilen bu miyoglobinin söz konusu ürünlere eklenmesiyle, pişirme sırasında ortaya çıkan aroma ve renk sorunlarının büyük ölçüde çözüleceğine inanıyor. Henüz erken aşamada olan bu biyoteknoloji çalışmasının, gelecekte gıda sektöründe farklı hayvansal proteinlerin sürdürülebilir üretimi için de bir temel oluşturması bekleniyor.
Bu biyoteknolojik gelişme, Türkiye'deki tarım teknolojileri ve bitki bazlı gıda üreten yerli girişimler için yeni Ar-Ge fırsatları yaratabilir.
Türkiye'deki gıda üreticileri ve tarım şirketleri, gelecekte bu tür genetik modifikasyon teknolojilerini alternatif protein üretiminde kullanabilir.
GDO'lu ürünlerin gıda sektöründe kullanımına yönelik Türkiye'deki mevcut yasal düzenlemelerin, bu tür yeni nesil protein üretimleri bağlamında yeniden değerlendirilmesini gündeme getirebilir.
Bitki bazlı et alternatifleri geliştiren Türk gıda teknolojisi (foodtech) girişimlerine yönelik yatırımlar ivme kazanabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



