Bilim insanları görme kaybını tersine çevirebilecek bir mekanizma keşfetti
3 dk okumadonanimhaber
PAYLAS:
a').click(); event.preventDefault();">Tam Boyutta Gör İnsanlarda görme kaybını tamamen tersine çevirebilecek bir tedavi henüz geliştirilmiş değil. Bunun temel sebeplerinden biri, göz ve beyin arasındaki iletişimi sağlayan sinir hücrelerinin hasar gördükten sonra kendilerini yenileme konusunda oldukça sınırlı bir kapasiteye sahip olması. Oysa doğadaki pek çok canlı türü, zarar gören göz dokularını ve görme sistemlerini yeniden oluşturabiliyor. Bilim insanları da uzun süredir bu farkın neden kaynaklandığını anlamaya ve insanlarda görme yetisini geri kazandırabilecek biyolojik mekanizmaları ortaya çıkarmaya çalışıyor. Bu hafta yayımlanan yeni bir araştırma, bu konuda umut verici bulgular ortaya koyuyor. Johns Hopkins Üniversitesi'nde yürütülen çalışma, farelerin görme sisteminde meydana gelen hasarın ardından dikkat çekici bir iyileşme mekanizmasının devreye girdiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre sinir hücreleri kaybolduktan sonra yeni nöronlar oluşmuyor ancak hayatta kalmayı başaran hücreler, bağlantı ağlarını genişleterek kaybedilen işlevin bir kısmını telafi etmeye çalışıyor. Bilim insanları, bu mekanizmanın gelecekte görme kaybı ve çeşitli nörolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılabilecek yeni yöntemlerin önünü açabileceğine inanıyor.
Uzun yıllardır sinir biliminde kabul gören görüşe göre merkezi sinir sistemindeki nöronlar ciddi şekilde zarar gördüklerinde kendilerini yenileyemiyor. Ancak buna rağmen travmatik beyin yaralanmaları veya göz hasarı yaşayan bazı insanların zamanla belirli ölçüde iyileşme göstermesi, araştırmacılar için önemli bir soru işareti oluşturuyordu. Bu soruya cevap bulmak isteyen ekip, farelerin görme sistemi ile beyin arasındaki bağlantıları hasar sonrasında detaylı şekilde inceledi. Yapılan gözlemler, hasar gören nöronların yeniden oluşmadığını doğruladı. Ancak araştırmacılar bunun yerine hayatta kalan hücrelerin dallanma miktarını artırdığını fark etti. "Sprouting" olarak adlandırılan bu süreçte sinir hücreleri yeni uzantılar geliştirerek beyindeki daha fazla noktaya bağlanıyor ve zamanla kaybolan bağlantıların önemli bir bölümünü yeniden oluşturabiliyor.
Araştırmacılar, bu mekanizma sayesinde farelerin görme sistemindeki bağlantı sayısının zaman içinde hasar öncesindeki seviyelere oldukça yakın bir noktaya ulaştığını belirtiyor. Bu durum, memelilerin tamamen yenilenme yeteneğine sahip olmasalar da sinir sistemindeki kayıpları telafi etmek için daha önce yeterince anlaşılmamış biyolojik araçlara sahip olduğunu gösteriyor.
Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri de iyileşme sürecinin tüm farelerde aynı şekilde gerçekleşmemesi oldu. Araştırmacılar, erkek farelerin hasar sonrasında çok daha hızlı ve kapsamlı bir toparlanma gösterdiğini tespit etti. Dişi farelerde ise aynı mekanizmanın daha yavaş çalıştığı ve iyileşmenin daha sınırlı kaldığı görüldü.
Araştırmacılar bu farklılığın neden ortaya çıktığını henüz tam olarak açıklayabilmiş değil. Ancak bu bulgu, insanlarda daha önce gözlemlenen bazı eğilimlerle örtüşüyor. Örneğin kadınların beyin sarsıntısı ve çeşitli nörolojik yaralanmalar sonrasında semptomları erkeklere kıyasla daha uzun süre yaşayabildiği biliniyor. Bilim insanları şimdi, dişilerde bu iyileşme mekanizmasını yavaşlatan faktörleri anlamaya çalışıyor. Çünkü bu faktörlerin belirlenmesi, sinir sistemi hasarlarının tedavisinde yeni hedefler ortaya çıkarabilir.
Son yıllarda görme kaybını tersine çevirmeye yönelik çalışmalar hız kazanmış durumda. Özellikle bazı hayvanların sahip olduğu doğal yenilenme yetenekleri araştırmacıların ilgisini çekiyor. Geçtiğimiz yıl yapılan çalışmalar, elma salyangozlarının gözlerini yeniden oluşturmasını sağlayan genetik mekanizmaları ortaya çıkarmıştı. Bunun yanında başka bir araştırma ekibi de zebra balıklarında görülen yenilenme süreçlerinden faydalanarak farelerde kısmi görme iyileşmesi sağlamayı başarmıştı.
İnsanlarda tam anlamıyla görme yetisini geri kazandırabilecek bir yöntemden hâlâ uzak olsak da bu yeni çalışma, memelilerin kendi vücutlarında zaten var olan onarım mekanizmalarının sanılandan daha güçlü olabileceğini gösteriyor. Bilim insanları şimdi bu doğal sürecin nasıl çalıştığını daha iyi anlamaya ve gelecekte insanlarda da benzer iyileşme süreçlerini tetikleyebilecek tedaviler geliştirmeye odaklanmış durumda.
İnsansı robot Atlas bu kez buzdolabı taşıdı