Bilim İnsanları İlk Kez Tamamen Sıfırdan Sentetik Hücre Üretmeyi Başardı
2 dk okumadonanimhaber
PAYLAS:

ABD'deki Minnesota Üniversitesi araştırmacıları, tamamen cansız kimyasal bileşenleri kullanarak büyüyebilen, DNA'sını kopyalayabilen ve bölünebilen sentetik bir hücre geliştirdi. "SpudCell" olarak adlandırılan bu laboratuvar üretimi yapı, yapay yaşam araştırmalarında bugüne kadar atılmış en büyük adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Sentetik biyolog Kate Adamala liderliğindeki ekip tarafından yürütülen çalışmada, doğal bir hücrenin genetiğiyle oynamak yerine tamamen sıfırdan yeni bir yapı inşa edildi. SpudCell, yağ bazlı bir zar, laboratuvar ortamında üretilmiş DNA ve çeşitli biyokimyasal bileşenlerin bir araya getirilmesiyle oluşturuldu.
Araştırmacılara göre bu sentetik yapı; dışarıdan besin alabiliyor, fiziksel olarak büyüyebiliyor, genetik materyalini çoğaltabiliyor ve iki yeni hücreye bölünebiliyor. Ekip, canlı organizmaların en temel yaşam döngüsünü sergileyen bu yapıyı "tam hücre döngüsüne sahip ilk sentetik hücre" olarak tanımlıyor.
Sistemin temelinde, DNA'nın RNA'ya dönüştürülmesini ve protein üretimini sağlayan PURE adlı sentetik biyoloji platformu yer alıyor. Hücre, yüzeyinde bulunan özel moleküler etiketler sayesinde büyümesi için gerekli olan enzimleri ve besinleri taşıyan vezikülleri kendine çekebiliyor. Dışarıdan streptavidin adı verilen proteinin eklenmesiyle de bölünme süreci tetikleniyor.
Bilim insanları, elde edilen bu büyük başarıya rağmen SpudCell'in henüz gerçek anlamda canlı bir organizma sayılamayacağının altını çiziyor. Hücre, hayatta kalmak için hala dışarıdan sağlanan ribozomlara ve çeşitli biyolojik bileşenlere ihtiyaç duyuyor. Ayrıca beş bölünme döngüsünün ardından yavru hücrelerin yalnızca yüzde 30'u eksiksiz genomunu koruyabiliyor.
Araştırma ekibi, bazı hücrelere daha fazla yüzey etiketi üretebilmelerini sağlayan bir mutasyon ekleyerek bir deney de gerçekleştirdi. Bu mutasyona sahip hücreler daha hızlı büyüyerek diğerlerine üstünlük sağlasa da, sürecin insan müdahalesiyle gerçekleşmesi nedeniyle bu durum doğal bir evrim olarak kabul edilmiyor.
Uzmanlar, bu gelişmenin yaşamın kökenlerini anlamamıza yardımcı olmasının yanı sıra biyoteknoloji alanında yeni kapılar açacağını belirtiyor. Gelecekte bu tür sentetik hücrelerin ilaç üretimi, sürdürülebilir malzeme geliştirme ve karbon emisyonlarını azaltacak biyolojik fabrikalar olarak kullanılabileceği öngörülüyor.
Bu bilimsel gelişme, Türkiye'deki biyoteknoloji ve genetik araştırmaları yürüten üniversiteler ile ilaç sanayisi için uzun vadede yeni ufuklar açabilir.
Türk moleküler biyoloji ve genetik araştırmacılarının sentetik biyoloji alanındaki çalışmalarına ilham verebilir.
Türkiye'deki biyoteknoloji girişimleri (startuplar) için gelecekte yeni Ar-Ge ve yatırım alanları doğurabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



