DHS ve FBI'a Dava: Protestocuları İzlemek İçin Dev DNA Veritabanı Kurulamaz
2 dk okumaars-technica
PAYLAS:

ABD'de dört protestocu, İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) aleyhine, barışçıl eylemler sırasında tutuklanan vatandaşlardan yasa dışı şekilde DNA örneği toplandığı iddiasıyla dava açtı. Illinois bölge mahkemesinde açılan dava, federal kurumların geniş çaplı bir genetik veritabanı oluşturma çabalarının anayasal hakları ihlal ettiğini öne sürüyor.
Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) operasyonlarını protesto eden eylemciler, federal hükümeti barışçıl göstericileri haksız yere tutuklamakla suçluyor. İddialara göre yetkililer, tutuklanan kişilerin DNA'larını toplayarak genetik profillerini hükümet veritabanlarına yüklüyor ve federal laboratuvarlarda kalıcı olarak saklıyor. Broadview tesisindeki 92 göçmenlik dışı tutuklamadan sadece birinin mahkumiyetle sonuçlandığı, bunun da protestolarla ilgisiz bir suçtan kaynaklandığı belirtiliyor.
Davacı dört protestocudan ikisinin hafif suçlamalarla karşılaştığı ve bu suçlamaların hızla düşürüldüğü, diğer ikisinin ise hiçbir suçla itham edilmediği ifade ediliyor. Eylemciler, federal yetkililerin yetkilerini büyük ölçüde aştığını ve bu yaygın DNA toplama uygulamasının Yüksek Mahkeme emsalleriyle çeliştiğini savunuyor. 2013 tarihli bir Yüksek Mahkeme kararına göre, yetkililer yalnızca ciddi bir suç için geçerli bir tutuklama olduğunda ve bu durum bir yargıç tarafından onaylandığında biyometrik veri toplayabiliyor.
DHS ve FBI, Birleşik DNA İndeks Sistemi (CODIS) adlı yazılım programı için daha fazla DNA örneği toplamak amacıyla DNA Yasası kapsamındaki yetkilerini genişletmekle eleştiriliyor. Başlangıçta ciddi suçların soruşturulmasını kolaylaştırmak için onaylanan bu veritabanı, 2006 yılında yapılan bir yasa değişikliğiyle suçun ciddiyetine bakılmaksızın tutuklanan herkesten DNA toplanmasına olanak tanıyacak şekilde genişletildi.
Veritabanındaki kişi sayısı arttıkça ve DNA teknolojisi geliştikçe, polis güçlerinin daha fazla biyolojik tanımlayıcıya erişim sağladığı belirtiliyor. Protestocuları en çok endişelendiren konu ise, toplanan DNA örneklerinin imha edilmesini talep etmenin pratik bir yolunun bulunmaması. DNA profillerinin sistemden silinmesi süreci ek maliyetler getiriyor ve beş yıla kadar sürebiliyor. Bu durum, veri gizliliği konusunda ciddi ihlal endişelerine yol açıyor.
ABD'deki bu dava, kolluk kuvvetlerinin biyometrik veri toplama sınırları konusunda küresel bir emsal oluşturarak Türkiye'deki KVKK ve veri gizliliği tartışmalarını dolaylı yoldan etkileyebilir.
Türkiye'deki kolluk kuvvetlerinin biyometrik veri toplama ve saklama yetkilerine yönelik yasal düzenleme tartışmalarına küresel bir referans noktası oluşturabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



