İngiltere'nin Batı Şeria Kararı Sonrası İsrail ile İlişkiler Tarihi Dibe Vurdu
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

İngiltere ve aralarında Fransa, İspanya ve Kanada'nın da bulunduğu 11 ülkenin, işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararı diplomatik bir krize dönüştü. Kararın ardından İsrail'in İngiliz diplomatik misyonlarına yönelik misillemeleri, iki ülke ilişkilerini on yılların en düşük seviyesine geriletti.
Londra yönetimi, İsrail-Filistin politikasındaki bu dramatik değişikliğin tepki çekeceğini öngörse de, İsrail'in reaksiyonunun hızı ve sertliği dikkat çekti. İsrail yönetimi, Batı Şeria'ya hizmet veren ve Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile doğrudan temas yürüten Doğu Kudüs'teki İngiltere konsolosluğunu kapatma kararı aldı. Ayrıca, Gazze Şeridi'nde yardım çalışmalarını koordine eden Uluslararası Gazze Destek Merkezi'ndeki İngiliz temsilcilerin görevden uzaklaştırılması, diplomatik gerilimi tırmandıran düşmanca adımlar olarak kayda geçti.
Yerleşimlerde üretilen ürünler İsrail'in toplam ihracatında büyük bir paya sahip olmasa da, bu ürünlerin ve yerleşimlere finansman sağlayan şirketlerin yaptırım kapsamına alınması güçlü bir siyasi sembolizm taşıyor. Onlarca yıldır işgal altındaki topraklardaki yerleşimleri yasa dışı kabul eden ancak ticari bir yaptırım uygulamayan İngiltere, Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024 tarihli kararına uyum sağlayarak politikasında köklü bir değişikliğe gitti.
Yaptırımların kapsamı kadar, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband'in kullandığı dil de uluslararası kamuoyunda yankı uyandırdı. Kendisini "İsrail devletine desteği sarsılmaz Britanyalı bir Yahudi" olarak tanımlayan Miliband, seleflerinden çok daha sert bir tutum sergiledi. Bir İngiliz dışişleri bakanının "yerleşimci terörünün yaygın olduğunu" ve Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde Filistinlilere yönelik etnik temizlik yapıldığını, İsrail hükümetinin ise buna göz yumduğunu ifade etmesi, İngiltere politikasında bir "sıfırlama" olarak değerlendiriliyor.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın sert tepkisinin arkasında, yaklaşan seçimlerin yarattığı gergin atmosferin de etkili olduğu düşünülüyor. İsrail kamuoyunda bazı kesimler aşırı sağcı yerleşimcilerin şiddet eylemlerini ulusal bir utanç kaynağı olarak görse de, 1967 sınırları ötesindeki yerleşimlerin yasa dışı olduğu fikrine geniş çaplı bir katılım bulunmuyor.
Eski başbakan Ehud Olmert'in mevcut lider Binyamin Netanyahu'yu ülkeyi uluslararası bir paryaya dönüştürmekle suçlaması iç siyasette tartışılmaya devam ediyor. Uluslararası spor etkinliklerindeki protestolar, liderler hakkındaki tutuklama kararları ve son olarak yerleşim ürünlerine getirilen bu geniş çaplı ticari ambargo, İsrail'in küresel arenadaki diplomatik izolasyonunun giderek derinleştiğine işaret ediyor.
İngiltere'nin bu adımı, Türkiye'nin İsrail ile ticareti durdurma kararını uluslararası arenada meşrulaştıran önemli bir emsal teşkil ediyor.
Batılı ülkelerin de İsrail'e yönelik ticari kısıtlamalara gitmesi, Türk şirketlerinin bölgedeki alternatif pazarlardaki konumunu ve tedarik zinciri stratejilerini dolaylı olarak etkileyebilir.
Uluslararası Adalet Divanı kararlarının Batılı ülkelerce ticari yaptırımlara dayanak yapılması, Türkiye'nin uluslararası hukuk platformlarındaki diplomatik argümanlarını güçlendirecektir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



