İsrail'de Basın Özgürlüğüne Darbe: Savaş Haberlerine ve Medyaya Kısıtlamalar Artıyor
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

İsrail hükümeti, devam eden savaş süreciyle birlikte ülke içindeki basın kuruluşları üzerindeki baskıyı ve haber kısıtlamalarını benzeri görülmemiş bir seviyeye taşıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) endeksinde hızla gerileyen ülke, eleştirel medyayı susturmayı hedefleyen yeni yasal düzenlemeler ve boykot kararlarıyla gündemde.
İsrail'de Ortadoğu'daki çatışmalara dair haberlere yönelik kısıtlamalar her geçen gün artıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan son Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde İsrail, 180 ülke arasında 116'ncı sıraya kadar geriledi. Kurumun ilk endeksini yayımladığı 2002 yılında ülke 56'ncı sırada yer alıyordu.
Uluslararası basın kuruluşlarının Gazze'ye girişini engellemeye devam eden İsrail hükümeti, ülke içinde de basın özgürlüğünü giderek daraltıyor. İsrail ordusunun Gazze savaşı süresince 235'ten fazla Filistinli medya çalışanını öldürdüğü rapor ediliyor.
Binyamin Netanyahu yönetimi, hükümete yeterince destek vermediği düşünülen yerel basını dizginlemek amacıyla bir dizi yasal düzenleme önerdi. İsrail basını uzun zamandır ordunun resmi söylemlerini doğrudan aktarıp oto-sansür uygulasa da, hükümeti eleştiren kurumlar artık doğrudan hedef alınıyor.
Kasım 2025'te İsrail parlamentosunda gündeme gelen ve İletişim Bakanı Şlomo Karhi tarafından hazırlanan tartışmalı yasa tasarısı, hükümete görsel yayıncılık üzerinde geniş kontrol yetkisi tanıyor. Tasarı, üyelerinin çoğu hükümet tarafından atanacak yeni bir düzenleyici kurul oluşturulmasını ve mevcut bağımsız kurumların kaldırılmasını öngörüyor.
Hükümetin baskı politikaları belirli kurumlar üzerinde yoğunlaşmış durumda. Sol görüşlü Haaretz gazetesine yönelik resmi bir boykot başlatılarak, kamu fonlarıyla desteklenen kurumların gazeteye abonelik ve reklam vermesi yasaklandı. Ayrıca Savunma Bakanı Israel Katz, ordu radyosu Galatz'ın kapatılacağını duyurdu, ancak bu karar Yüksek Mahkeme tarafından geçici olarak askıya alındı.
Geniş kitlelere ulaşan ulusal kamu yayıncısı Kan'ın finansmanının özelleştirilmesi de masada. Bu süreçte Başbakan Netanyahu, bağımsız basına röportaj vermekten kaçınırken, yalnızca kendisini destekleyen sağcı Channel 14 News kanalına demeç vermeyi tercih ediyor.
Belirli basın kuruluşlarını hedef alan yasal düzenlemelere ek olarak, savaş dönemlerinde haberciliğe yönelik katı askeri kısıtlamalar da devreye sokuldu. Özellikle İran ile yaşanan son gerilimler sırasında, İsrail topraklarına isabet eden füzelerin yarattığı tahribatın haberleştirilmesi sıkı denetim altına alındı ve sansür uygulamaları genişletildi.
İsrail'deki basın kısıtlamaları, Gazze ve bölgesel çatışmalar hakkında Türkiye'ye ve dünyaya ulaşan bağımsız haber akışını doğrudan etkilemektedir.
Bölgede görev yapan Türk gazetecilerin ve medya kuruluşlarının haber alma, teyit etme ve yayınlama süreçleri zorlaşabilir.
Uluslararası alanda basın özgürlüğü ve savaş hukuku ihlalleri tartışmaları, Türkiye'nin dış politika söylemlerine ve diplomatik adımlarına yansıyabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.


