Kene Kaynaklı Kırmızı Et Alerjisi Antikoru Beklenenden Çok Daha Yaygın Çıktı
2 dk okumaars-technica
PAYLAS:

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) verilerine dayanan yeni bir araştırma, kene ısırıklarının tetiklediği kırmızı et alerjisine neden olan antikorun, bazı bölgelerde nüfusun yüzde 30'unda bulunabileceğini gösterdi. Bu oran, hastalığı fiilen taşıyan kişi sayısının çok üzerinde bir risk potansiyeline işaret ediyor.
Araştırmacılar, kanda bulunan ve özellikle alfa-gal (galactose-α-1,3-galactose) adı verilen çift şekerli bir moleküle saldıran IgE sınıfı antikorları inceledi. Bu molekül inek ve domuz gibi memelilerin hücrelerinde bulunmasının yanı sıra, özellikle Lone Star (Amblyomma americanum) kenesinin tükürüğünde de yer alıyor. Kene ısırığına maruz kalan kişilerde gelişen bu antikorlar, kırmızı et veya süt ürünleri tüketildiğinde şiddetli alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.
Tıp literatüründe alfa-gal sendromu olarak bilinen bu durum, yemekten iki ila altı saat sonra ortaya çıkan gecikmeli belirtileriyle dikkat çekiyor. Bu gecikme, hastaların yaşadıkları reaksiyonu tükettikleri gıdayla ilişkilendirmesini zorlaştırıyor. Semptomlar arasında kurdeşen, mide bulantısı, kusma ve nefes darlığı gibi anafilaksi belirtileri yer alıyor.
İlk olarak 2000'li yılların başında tanımlanan bu sendrom hakkında bilim dünyasının yanıt aradığı pek çok soru bulunuyor. En büyük gizemlerden biri, antikoru taşıyan bazı kişilerin neden hiçbir alerjik belirti göstermediği. Uzmanlar bu durumu "asemptomatik duyarlılık" olarak adlandırıyor.
Bu durum ilk kez 2007 yılında, kanser hastalarının tedavisinde kullanılan ve içeriğinde alfa-gal barındıran cetuximab adlı ilaca verilen tepkilerle fark edildi. Hastalar ilaca karşı şiddetli alerjik reaksiyon gösterirken, günlük hayatlarında kırmızı et tüketirken hiçbir sorun yaşamadıklarını bildirdiler.
Kuzey Karolina Üniversitesi'nden uzmanların yürüttüğü son çalışmada, 10 farklı eyaletten toplanan 3.000 kan bağışı örneği incelendi. Beklendiği üzere, antikor prevalansının kene popülasyonunun yoğun olduğu eyaletlerde en yüksek seviyede olduğu tespit edildi. Araştırma, bu eşsiz hastalığın teşhis ve anlaşılma süreçlerindeki zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor.
İklim değişikliğiyle birlikte kene popülasyonlarının ve yaşam alanlarının genişlemesi, Türkiye'de de benzer alerjik vakaların görülme riskini gündeme getirebilir.
Sağlık ve teşhis laboratuvarları, alfa-gal sendromu testlerine yönelik yeni hizmetler ve kitler geliştirebilir.
Halk sağlığı yetkilileri, kene kaynaklı yeni hastalık türlerine karşı izleme ve teşhis protokollerini güncelleyebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



