'Kötü Kolesterol' Testleri Kalp Krizi Riskini Tam Olarak Yansıtmıyor
2 dk okumawired
PAYLAS:

Yıllardır kalp krizi riskini belirlemede temel alınan LDL kolesterol testlerinin, hastaların gerçek risk profilini tam olarak yansıtmadığı ortaya çıktı. Bilim insanları, kolesterol taşıyan parçacıkların sayısını ölçen Apolipoprotein B (apoB) testinin, geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha hassas ve hayat kurtarıcı bir alternatif olduğunu vurguluyor.
On yıllardır kolesterol riskini değerlendirmek basit bir fikre dayanıyordu: "Kötü" kolesterolü düşür, kalp krizi riskini azalt. Bu yaklaşımın merkezindeki test, kanda dolaşan düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) miktarını ölçüyor. Bu yöntem, klinik yönergelerden statin (LDL düşürücü ilaçlar) kullanımına kadar her şeyi şekillendirdi. LDL'yi düşürmenin kalp krizlerini ve felçleri azalttığı kanıtlanmış olsa da, bu test hikayenin tamamını anlatmıyor.
LDL kolesterol testi, kan dolaşımındaki parçacıkların içindeki kolesterol miktarını ölçer. Ancak asıl riski yaratan, bu kolesterolü taşıyan parçacıkların atardamar duvarlarında birikerek plak oluşturmasıdır. Test, parçacıkların sayısını değil, taşınan kolesterol miktarını ölçtüğü için, aynı LDL seviyesine sahip iki kişinin risk oranları birbirinden tamamen farklı olabilir.
Bu ölçüm boşluğu, araştırmacıları farklı bir risk değerlendirme yöntemine yöneltti. Apolipoprotein B veya kısaca apoB, parçacıkların içindeki kolesterol miktarından ziyade, kanda bulunan kolesterol taşıyıcı parçacıkların toplam sayısını yansıtıyor. Giderek artan sayıda araştırma, kimin risk altında olduğunu belirlemede apoB'nin çok daha doğru bir yöntem olduğunu gösteriyor.
Amerikan Kalp Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji, güncellenen yönergelerinde apoB'nin potansiyel olarak daha kesin bir belirteç olduğunu kabul etti. Ancak yine de birincil test yöntemi olarak önermediler. McGill Üniversitesi'nden kardiyolog Allan Sniderman, "Kanıtları inceleyip apoB'yi üstün olarak derecelendiriyorlar, ancak mevcut kurallar hala LDL'ye öncelik vermeye devam ediyor" şeklinde durumu özetliyor.
Standart kan testleriyle yapılabilen apoB ölçümünün rutin bakıma girmemesinin en büyük nedeni ise alışkanlıklar. 50 yıldır LDL kolesterol, hem bilimsel bir atılım hem de bir halk sağlığı başarı hikayesi olarak görüldü. Avrupa Ateroskleroz Derneği Başkanı Børge Nordestgaard, LDL'nin merkezde kalmasının haklı nedenleri olduğunu belirterek, statinlerin LDL'yi düşürerek hayat kurtardığını vurguluyor.
Ancak bu basit "kötü kolesterol" anlatısı, riskin tam olarak anlaşılmasını sınırlıyor. Imperial College London'dan kardiyolog Kausik Ray'e göre asıl zorluk, bir belirteci diğerine tercih etmek değil; her birinin neyi yakaladığını ve neyi gözden kaçırdığını anlamak. Uzmanlar, özellikle halihazırda statin kullanan hastalarda apoB seviyelerinin, kalp krizi riskini belirlemede LDL'den çok daha kritik bir rol oynadığının altını çiziyor.
Bu gelişme, Türkiye'deki kardiyoloji yönergelerini ve kalp krizi risk tarama protokollerini uzun vadede değiştirebilir.
Türk sağlık sektörü ve tıbbi laboratuvarları, apoB testlerine yönelik artan bir taleple karşılaşabilir.
Sağlık Bakanlığı ve Türk Kardiyoloji Derneği, risk değerlendirme kılavuzlarında apoB'yi daha ön plana çıkaracak güncellemeler yapabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



