Küresel Nükleer Silahlanma Yarışı Hızlanıyor: Çin Arayı Kapatıyor
2 dk okumadonanimhaber
PAYLAS:

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayımlanan son rapor, küresel nükleer silahlanma yarışının tehlikeli bir boyuta ulaştığını ortaya koydu. ABD ve Rusya devasa stoklarıyla liderliğini sürdürürken, Çin'in nükleer cephaneliğini dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha hızlı büyütmesi dikkat çekiyor.
Ukrayna ve Orta Doğu'da devam eden çatışmalar, nükleer silahların kullanımını yıllar sonra yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. Kıtalararası balistik füzeler (ICBM) ve yeni nesil nükleer sistemler, uluslararası arenada bir tehdit unsuru olarak öne çıkıyor. Bu yeni dönemin en dikkat çekici aktörü ise askeri kapasitesini hızla genişleten Çin oldu.
SIPRI verilerine göre, Pekin yönetiminin nükleer savaş başlığı stoku hızla artarak 620 seviyelerine ulaştı. Çin, sadece savaş başlığı sayısını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda kuzey bölgelerindeki üç büyük füze silosu sahasına yüzlerce yeni füze yerleştiriyor. Uzmanlar, bu büyüme hızının korunması halinde Çin'in 2030 yılına kadar balistik füze kapasitesinde ABD ve Rusya seviyesine yaklaşabileceğini öngörüyor.
Çin'in agresif büyümesine rağmen, ABD ve Rusya küresel nükleer gücün büyük bir kısmını ellerinde tutmaya devam ediyor. Güncel verilere göre ABD'nin askeri stoklarında yaklaşık 3.700, Rusya'nın ise 4.400 civarında nükleer savaş başlığı bulunuyor. Dünya genelindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısının 12.187 olduğu ve bunların 9.745'inin aktif askeri stoklarda tutulduğu belirtiliyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer detay ise Hindistan'ın stoklarını 190 seviyesine çıkarması oldu. Buna karşılık Birleşik Krallık, Fransa ve Pakistan gibi ülkelerin nükleer kapasitelerinde büyük bir değişim gözlemlenmedi. Ancak, Soğuk Savaş'tan bu yana devam eden eski savaş başlıklarının imha edilme sürecinde ilk kez ciddi bir yavaşlama yaşanması endişe yaratıyor.
Araştırmacılara göre asıl tehlike, nükleer güçler arasındaki diplomatik iletişimin giderek zayıflaması. Özellikle ABD ile Rusya arasındaki stratejik silahları sınırlandıran New START anlaşmasının geleceğinin belirsiz olması, yeni bir silahlanma yarışı riskini artırıyor. Şeffaflığın azalması ve kapsamlı modernizasyon programları, önümüzdeki yıllarda çok daha çeşitli ve tehlikeli nükleer cephaneliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Küresel nükleer silahlanma yarışı ve diplomatik belirsizlikler, bir NATO ülkesi olan Türkiye'nin savunma stratejilerini ve bölgesel güvenlik politikalarını doğrudan etkilemektedir.
Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası silahsızlanma antlaşmaları ve NATO nükleer paylaşım politikaları yeni küresel dengelere göre test edilebilir.
Artan küresel balistik füze tehdidi, Türkiye'nin yerli hava savunma ve füze önleme sistemlerine (Çelik Kubbe vb.) yaptığı yatırımları hızlandırmasına neden olabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.


