Kuzey Kıbrıs'ta Tüp Bebek Skandalı: Aileler Yanlış Donör Kullanımıyla Suçluyor
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

Kuzey Kıbrıs'taki bazı tüp bebek merkezlerinde tedavi gören çoğunluğu İngiliz en az 30 ailenin, yanlış sperm veya yumurta donörleriyle eşleştirildiği ortaya çıktı. Ailelerin yaptırdığı DNA testleri, talep edilen Batı Avrupalı donörler yerine Türkiye ve çevre ülkelerden genetik kökenlere işaret ediyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki denetim eksikliklerine dikkat çekerek seyahat uyarısını güncelledi.
Skandalın merkezinde yer alan vakaların yarısının, Doğuş Tüp Bebek Merkezi adlı klinikte gerçekleştirilen işlemler sonucunda dünyaya geldiği belirtiliyor. Ebeveynler, anonim donörleri tıbbi geçmiş, fiziksel görünüm ve eğitim gibi kriterlere göre özenle seçtiklerini, ancak personelin kendilerini kasten yanılttığından şüphe duyduklarını ifade ediyor. Klinikte görevli Doktor Firdevs Uğuz Tip iddiaları reddederken, diğer yetkililer sessizliğini koruyor.
Dünyanın en büyük sperm bankası olan Cryos International'ın, söz konusu kliniği 2016 yılından bu yana kara listeye aldığı öğrenildi. Avrupa Birliği yasalarının uygulanmadığı Kuzey Kıbrıs'ta, klinikler sıkı denetimlere tabi tutulmuyor. Bu durum, düşük fiyatlar ve yüksek başarı oranları vaadiyle bölgeyi İngiliz hastalar için popüler bir sağlık turizmi destinasyonu haline getiriyor.
Mart ayında ortaya çıkan ilk vakaların ardından, daha fazla aile şüpheye düşerek çocuklarına DNA testi yaptırdı. Test yapılan 30 çocuktan 11'inin genetik kökenlerinin, ailelere vadedilen Batı Avrupalı donörler yerine Türkiye veya çevre ülkelerden geldiği anlaşıldı. 2012 ile 2024 yılları arasında doğan bu çocukların aileleri, şimdi gerçek donörlerin kimliği ve tıbbi geçmişleri hakkında büyük bir belirsizlikle karşı karşıya.
Donor Conceived UK adlı yardım kuruluşunun kurucusu Laura Bridgens, yaşananları son derece endişe verici olarak nitelendirerek, bir bireyin genetik kökenini bilmesinin temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı. Gelişmelerin ardından İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kıbrıs'taki kısırlık tedavilerinin düzenleme eksikliği nedeniyle risk taşıdığı yönünde resmi seyahat uyarısı yayımladı.
Kuzey Kıbrıs Sağlık Bakanlığı iddialar üzerine resmi bir soruşturma başlattığını duyursa da, sürecin şeffaflığı konusunda soru işaretleri devam ediyor. Mağdur ailelerden Rachel, yıllarca süren şüphelerinin 13 yaşındaki oğluna yaptırdığı testle doğrulandığını belirterek, yaşananları "kesinlikle skandal" olarak tanımladı.
Kuzey Kıbrıs'ta yaşanan bu skandal, bölgedeki sağlık turizmi güvenilirliğini zedelerken, Türkiye'nin de dolaylı olarak sağlık turizmi imajını etkileyebilir.
Kuzey Kıbrıs'taki tüp bebek merkezlerine yönelik güven kaybı, Türkiye'deki alternatif sağlık turizmi merkezlerine olan talebi etkileyebilir.
Türkiye'nin yasal olarak tanıdığı KKTC'deki denetim eksiklikleri, Türkiye'nin de bölgedeki sağlık politikalarına müdahil olmasını veya kendi denetimlerini sıkılaştırmasını gündeme getirebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



