Orman Yangını Dumanı, Anne Karnındaki Bebekler İçin İnsan Kaynaklı Kirlilikten Daha Büyük Bir Tehdit
2 dk okumaars-technica
PAYLAS:

ABD'de yapılan yeni bir araştırma, orman yangınlarından kaynaklanan dumanın, araç ve sanayi emisyonlarındaki düşüşün sağladığı hava kalitesi kazanımlarını tersine çevirdiğini ortaya koydu. Frontiers in Environmental Health dergisinde yayımlanan çalışma, artan yangın aktivitesinin özellikle anne karnındaki bebekler için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu gösteriyor.
1970 yılında yürürlüğe giren Temiz Hava Yasası'ndan bu yana, araçlardan ve endüstriyel kaynaklardan yayılan zararlı hava kirleticilerinin toplam emisyonu yaklaşık yüzde 80 oranında azaldı. Ancak fosil yakıtların kontrolsüz kullanımı, orman yangınlarını daha şiddetli ve yıkıcı hale getiren daha sıcak ve kurak koşullar yaratıyor. Bu durum, toplulukları diğer kaynaklardan gelen kirlilikten daha zararlı olan toksik bir duman tabakasıyla kaplıyor.
Maryland Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen yeni çalışma, orman yangınlarından kaynaklanan dumanın, hava kirliliğini azaltmanın getirdiği sağlık faydalarını toplumun en savunmasız kesimi olan anne karnındaki bebekler için tersine çevirdiğini kanıtlıyor. Araştırmaya göre, artan yangın aktivitesi, insan kaynaklı emisyonların azaltılmasından elde edilen doğum öncesi hava kalitesi kazanımlarını sistematik olarak dengeliyor.
Çalışmanın kıdemli yazarı Michel Boudreaux, araştırmanın olumsuz sağlık sonuçları açısından yüksek risk altındaki çok spesifik bir popülasyona odaklandığını belirtti. Doğum öncesi dönemde orman yangını dumanına maruz kalmak, bebeklerin erken veya çok küçük doğma olasılığını önemli ölçüde artırıyor. Bu durum, erken ölüm veya ilerleyen yaşlarda kronik solunum yolu hastalıkları geliştirme riskini yükseltiyor.
Araştırma ekibi, 2003 ile 2019 yılları arasında ABD genelinde orman yangını dumanı ve insan kaynaklı hava kirliliğinin nasıl değiştiğini inceledi. 16 yıl boyunca doğan yaklaşık 65 milyon bebeğin verilerini analiz eden ekip, bebeklerin anne karnında sağlıksız havaya ne kadar süre maruz kaldığını belirlemek için bilgisayar modelleri kullandı. Analizler, insan kaynaklı hava kirliliğine maruz kalma oranının bu dönemde yüzde 37 düştüğünü, ancak orman yangınlarının katkısının iki katına çıkarak bu kazanımları sıfırladığını gösterdi.
Çalışma ayrıca, düşük gelirli, kırsal ve yerli halkların, orman yangınlarının kötü hava kalitesine katkısından orantısız bir şekilde etkilendiğini ortaya koydu. Kuzey Carolina Üniversitesi'nden toksikolog Ilona Jaspers, çalışmanın ABD'deki PM2.5 kirliliğinin giderek artan bir şekilde orman yangını ağırlıklı hale geldiğini doğruladığını vurguladı.
Uzmanlar, orman yangını dumanına maruz kalmanın halk sağlığı üzerinde geniş çaplı sonuçları olacağı konusunda uyarıyor. Önceki araştırmalar da, belirli perinatal dönemlerde bu tür kirliliğe maruz kalmanın çocukluk çağı solunum yolu hastalıklarına yol açabileceğini kanıtlamıştı. İklim değişikliğiyle mücadele politikalarının, bu yeni gerçekliği göz önünde bulundurarak güncellenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Türkiye'nin özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde artan orman yangınları, benzer halk sağlığı risklerinin ülkemizde de yaşanabileceğini gösteriyor.
Sağlık sektöründe solunum yolu hastalıklarına yönelik tedavi ve önleyici hizmet taleplerinde artış yaşanabilir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hava kalitesi ölçüm standartlarında orman yangını kaynaklı PM2.5 değerlerini daha sıkı takip etmesi gerekebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



