Rusya ve Belarus'tan Hipersonik Füze Destekli Ortak Nükleer Tatbikat
2 dk okumantv-dunya
PAYLAS:

Rusya ve Belarus, NATO ile artan gerilimlerin ve ABD ile yaşanan nükleer silah kontrolü krizinin gölgesinde, hipersonik füzelerin de yer aldığı ortak bir nükleer tatbikat başlattı. Bu hamle, bölgesel güvenlik endişelerini yeniden alevlendirirken, Ukrayna sınırındaki hareketliliği de gündeme taşıdı.
Belarus Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, pazartesi günü başlayan tatbikatta nükleer mühimmatın teslimatı ve kullanım hazırlıkları simüle ediliyor. Hava kuvvetleri ve füze birliklerinin aktif rol aldığı bu eğitimlerin, resmi açıklamalarda üçüncü ülkeleri hedef almadığı ve bölgesel güvenliğe tehdit oluşturmadığı savunuluyor.
Rusya, geçtiğimiz yıl nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip yeni nesil hipersonik Oreşnik füze sistemini Belarus topraklarına konuşlandırmıştı. Bu stratejik adım, Moskova'nın NATO ile olan rekabetinde gerilimi tırmandıran en önemli gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçmişti. Ayrıca Moskova, geçtiğimiz hafta nükleer başlık taşıyabilen kıtalararası balistik füze Sarmat'ın testini de başarıyla gerçekleştirdi.
Bölgedeki askeri hareketlilik, Ukrayna cephesinde de yakından takip ediliyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'nın Belarus üzerinden yeni bir saldırı hazırlığında olduğunu öne sürerek kuzey sınırının güçlendirilmesi talimatını verdi. Zelenskiy, 2022'deki işgalde lojistik üs olarak kullanılan Belarus'un savaşa daha aktif bir şekilde çekilmek istendiğini belirtiyor.
Kremlin yönetimi ise Zelenskiy'nin bu iddialarını kesin bir dille reddetti. Rus yetkililer, Ukrayna liderinin açıklamalarını "yeni bir kışkırtma girişimi" olarak nitelendirerek suçlamaları geri çevirdi.
Dört yılı aşan Ukrayna savaşında, Vladimir Putin Batı'nın Kiev'e yönelik askeri desteğine karşılık olarak nükleer caydırıcılık söylemlerini sık sık kullanıyor. Öte yandan, Rusya ile ABD arasındaki stratejik nükleer cephanelikleri sınırlandıran son büyük anlaşma olan New START'ın şubat ayında sona ermesiyle, iki süper güç üzerindeki bağlayıcı kısıtlamalar resmen ortadan kalkmış oldu.
Karadeniz'e kıyıdaş olan ve NATO üyesi olan Türkiye, bölgesel nükleer gerilimin artmasından doğrudan diplomatik ve güvenlik açısından etkilenebilir.
Bölgesel savaş riskinin artması, Karadeniz ticaretini ve Türkiye'nin Rusya-Ukrayna ile olan ekonomik ilişkilerini baskılayabilir.
Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki diplomatik dengesi ve NATO içindeki güvenlik politikaları bu tür bölgesel tırmanışlardan etkilenebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



