SIPRI Raporu: Nükleer Güçler Savaş Başlıklarını Aktif Hale Getiriyor
2 dk okumantv-dunya
PAYLAS:

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayımlanan yeni rapora göre, küresel çapta nükleer silaha sahip ülkeler savaş başlıklarını depolardan çıkararak aktif taşıyıcı sistemlere entegre etmeye başladı. Toplam nükleer başlık sayısında ufak bir düşüş yaşansa da, silah kontrol anlaşmalarının zayıflaması ve artan jeopolitik rekabet nükleer tehdit seviyesini yükseltiyor.
SIPRI verilerine göre, dünyadaki nükleer güçlerin elinde toplam yaklaşık 12 bin 187 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu silahların yaklaşık 9 bin 745'i ise askeri stoklarda, gerektiğinde kullanılabilecek durumda bekletiliyor. Geçtiğimiz yıla kıyasla toplam sayıda görülen küçük düşüşün, yeni silahsızlanma adımlarından ziyade Soğuk Savaş döneminden kalma eski başlıkların sökülmesinden kaynaklandığı belirtiliyor.
SIPRI Direktörü Karim Haggag, nükleer silah sayısındaki azalmanın yanıltıcı olabileceğine dikkat çekerek, nükleer tehlike ve risk seviyesinin aslında yükseldiğini vurguluyor. Enstitü, eski başlıkların sökülme hızının yavaşlaması ve yeni nesil silahların savunma sanayi envanterlerine hızla eklenmesi nedeniyle, önümüzdeki yıllarda stoklardaki düşüş eğiliminin tersine dönebileceği uyarısında bulunuyor.
Dünya üzerindeki nükleer silah stoklarının yaklaşık yüzde 83'ü hala ABD ve Rusya'nın kontrolünde bulunuyor. Her iki ülkenin de 5 binden fazla savaş başlığına sahip olduğu tahmin edilirken, cephaneliklerini modernize etme çabaları çeşitli engellere takılıyor.
Rapora göre, ABD'nin nükleer modernizasyon programı bütçe kısıtlamaları ve planlama sorunları nedeniyle gecikmeler yaşıyor. Rusya cephesinde ise kıtalararası balistik füze denemelerinde yaşanan başarısızlıklar ve Ukrayna savaşı sonrası uygulanan uluslararası yaptırımların modernizasyon sürecini yavaşlattığı ifade ediliyor.
Nükleer cephaneliğini en hızlı büyüten ülke konumunda olan Çin'in, halihazırda yaklaşık 620 nükleer savaş başlığına sahip olduğu tahmin ediliyor. Mevcut büyüme ivmesinin devam etmesi durumunda, Pekin yönetiminin 2030 yılına kadar kıtalararası balistik füze sayısı bakımından ABD ve Rusya ile eşit seviyeye gelebileceği öngörülüyor.
Avrupa'da ise Fransa'nın 290, İngiltere'nin 225 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Asya'daki rekabette Hindistan stoklarını 190'a çıkarırken, Pakistan'ın 170 başlıkta kaldığı ancak üretim materyallerini biriktirmeye devam ettiği bildiriliyor. Kuzey Kore'nin yaklaşık 60, nükleer silaha sahip olduğunu resmi olarak kabul etmeyen İsrail'in ise 90 civarında savaş başlığına sahip olduğu değerlendiriliyor. Artan bu jeopolitik risk ortamı, küresel güvenliği derinden tehdit etmeye devam ediyor.
Küresel nükleer tehdidin artması ve silahlanma yarışı, NATO üyesi olan ve jeopolitik bir kavşakta yer alan Türkiye'nin güvenlik ve savunma stratejilerini dolaylı olarak etkilemektedir.
Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası silahsızlanma anlaşmaları ve NATO nükleer paylaşım politikaları kapsamındaki pozisyonu önem kazanabilir.
Bölgesel tehdit algısının artması, Türkiye'nin kendi hava savunma ve balistik füze önleme sistemlerine (Çelik Kubbe vb.) yapacağı yatırımları hızlandırabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



