Yaşlanmayı Tersine Çevirmeyi Hedefleyen Gen Terapisi İlk Kez İnsanda Test Edildi
2 dk okumadonanimhaber
PAYLAS:

ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Life Biosciences, hücresel düzeyde yaşlanmayı tersine çevirmeyi amaçlayan deneysel gen terapisi yöntemini ilk kez bir insan hastaya uyguladı. FDA onayıyla yürütülen klinik çalışma, glokoma bağlı görme kaybını tedavi etmek için yaşlanan sinir hücrelerini yeniden programlamayı hedefliyor.
Şirketin geliştirdiği ER-100 adlı tedavi, göz ile beyin arasındaki iletişimi sağlayan retinal ganglion hücrelerinin hasar görmesini engellemeye odaklanıyor. Genetiği değiştirilmiş bir virüs aracılığıyla özel olarak tasarlanmış genler hedef hücrelere ulaştırılıyor. Bu işlemin temel amacı, hücrelerde yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan epigenetik değişiklikleri tersine çevirmek ve nöronları yeniden gençleştirmek.
Her ne kadar FDA bu tedavinin insanlarda test edilmesine onay vermiş olsa da, bazı araştırmacılar hücresel yeniden programlama süreçlerinin potansiyel risklerine dikkat çekiyor. En büyük endişe, hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalarak kanser benzeri oluşumlara yol açma ihtimali. Bu nedenle Life Biosciences, ilk hedef olarak vücudun diğer bölgelerine kıyasla daha izole bir organ olan gözü seçti.
Güvenliği maksimuma çıkarmak için sisteme ek bir kontrol mekanizması da entegre edildi. Tedavide kullanılan genler, yalnızca hastanın doksisiklin adlı antibiyotiği kullanması durumunda aktif hale geliyor. İlaç kesildiğinde genlerin etkinliği duruyor. Planlanan protokole göre bu genler yaklaşık sekiz hafta boyunca aktif tutulacak.
ER-100'ün bilimsel temelleri, Harvard Tıp Fakültesi'nden genetik uzmanı David Sinclair'in laboratuvarında yapılan çalışmalara dayanıyor. Fareler üzerinde yapılan önceki deneylerde, belirli genlerin aktive edilmesinin nöron yenilenmesini teşvik ettiği ve görme kaybını tersine çevirebildiği kanıtlanmıştı. Şirket, bu yaklaşımı insan dışı primatlar üzerinde de test ederek optimize ettiğini belirtiyor.
Uzmanlar, bu tür çalışmaların gelecekte genel anlamda yaşlanmayı yavaşlatabileceğine inansa da, mevcut klinik denemelerin henüz bu hedeften uzak olduğunu vurguluyor. Öte yandan David Sinclair, genetik yeniden programlama yaklaşımının ağızdan alınabilen bir versiyonunu geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu alandaki gelişmeler, biyoteknoloji ve tıp dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir.
Bu gelişme, Türkiye'deki genetik ve biyoteknoloji araştırmaları için yeni bir referans noktası oluşturabilir.
Türk üniversitelerindeki genetik ve biyomühendislik araştırmacıları için hücresel yeniden programlama alanında yeni çalışma alanları doğabilir.
Türkiye'deki sağlık teknolojileri ve biyoteknoloji odaklı girişimlere (startuplara) yönelik yatırımcı ilgisi artabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.


