Yeni Virüs Kataloğu: Hangi Patojenler Küresel Salgın Tehdidi Oluşturuyor?
2 dk okumaars-technica
PAYLAS:

Bilim insanları, her yıl insanlarda daha önce hiç görülmemiş yeni virüsler keşfediyor. Edinburgh Üniversitesi tarafından hazırlanan yeni bir virüs kataloğu, hangi patojenlerin gelecekteki küresel salgınlar için en büyük riski taşıdığını ortaya koyuyor. Araştırma, özellikle insandan insana bulaşma yeteneğine sahip RNA virüslerine dikkat çekiyor.
1960'lardan bu yana bilim insanları, her yıl ortalama iki veya üç yeni virüs türü keşfediyor. Bu virüslerin çoğu çok az dikkat çekerken, 1983'te HIV-1 ve 2020'de SARS-CoV-2 gibi istisnalar, on milyonlarca insanın hayatına mal olan küresel salgınlara yol açtı. Uzmanlar, bir hastada yeni bir virüs bulunduğunda bunun yeni bir halk sağlığı acil durumuna dönüşüp dönüşmeyeceğini öngörmek için virüs tarihinden dersler çıkarıyor.
Yakın geçmişteki en büyük salgınların sorumlusu, DNA yerine RNA'dan oluşan genomlara sahip virüsler oldu. Binlerce RNA virüsü türü tanımlanmış olsa da, bunlardan sadece 239'u insanları enfekte edebiliyor. Araştırmacılar, yayımladıkları yeni katalog ile bu virüsler arasından en riskli olanları tespit etmeyi hedefliyor.
Hastalığın türü ve şiddeti önemli göstergeler olsa da, bir virüsün insanlar arasında yayılma yeteneği olmadan pandemiye dönüşmesi mümkün değil. Listelenen virüslerin üçte ikisinde, enfekte bir kişinin hastalığı başkasına bulaştırma ihtimali oldukça düşük. Zoonotik virüsler olarak bilinen bu grupta, kuduz gibi genellikle hayvanlardan insanlara geçen ancak insanlar arasında yayılmayan patojenler yer alıyor.
Kuş gribi gibi zoonotik virüslerin mutasyona uğrayarak insanlar arasında yayılma yeteneği kazanmasından endişe edilse de, bilimsel veriler asıl tehdidin farklı olduğunu gösteriyor. Araştırmacılara göre en büyük tehlike, halihazırda insandan insana bulaşma yeteneğine sahip olan virüslerden geliyor. Geçmişte kızamık, kabakulak ve kızamıkçık gibi hastalıkların kökeni de bu şekilde hayvanlardan insanlara geçen ve yayılma özelliği taşıyan virüslere dayanıyor.
Şu an için sadece sınırlı salgınlara neden olan virüsler, R sayısı (bir hastanın enfekte ettiği ortalama kişi sayısı) düşük olduğu için kendi kendine yok olabiliyor. Ancak bu durum, virüsün izole köylerden büyük şehirlere ulaşmasıyla hızla değişebiliyor. 2014 yılında Batı Afrika'da görülen Zaire ebolavirüs salgını, bu tehlikeli değişimin en net örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Hazırlanan katalog, Zika, Mpox ve Chikungunya gibi virüslerin geçmişteki salgın potansiyelini doğru bir şekilde öngördü. Elde edilen bu veriler, bilim dünyasında X Hastalığı (Disease X) olarak adlandırılan gelecekteki olası bir pandemi virüsünün özelliklerini tahmin etmek için kritik bir temel oluşturuyor.
Bu araştırma, Türkiye'nin olası yeni küresel salgınlara (X Hastalığı) karşı halk sağlığı politikalarını ve sınır güvenliği önlemlerini şekillendirmesine yardımcı olabilir.
Sağlık ve biyoteknoloji sektöründeki Türk firmaları, bu katalogdaki yüksek riskli patojenlere yönelik test kitleri ve aşı geliştirme çalışmalarına odaklanabilir.
Sağlık Bakanlığı, riskli RNA virüsleri kataloğunu baz alarak erken uyarı sistemlerini ve pandemi eylem planlarını güncelleyebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



