İlk Seri Üretim HÜRJET, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda İlk Uçuşunu Gerçekleştirdi
2 dk okumashiftdelete
PAYLAS:

Türkiye'nin ilk milli jet eğitim uçağı projesi olan HÜRJET'te tarihi bir kilometre taşı daha geride bırakıldı. TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii) tarafından geliştirilen ve seri üretimi tamamlanan ilk HÜRJET, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümünde gökyüzüyle buluştu.
Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek olan ilk seri üretim HÜRJET, son montaj faaliyetlerinin ardından kapsamlı yer ve taksi testlerine tabi tutuldu. Testlerin başarıyla sonuçlanmasının ardından havalanan uçak, ilk uçuşunda 18 dakika havada kalarak test sürecinin en kritik aşamalarından birini tamamladı. Anlamlı bir tarihte gerçekleştirilen bu uçuşa, programın ilk prototipi de eşlik etti.
Tek motorlu ve tandem kokpitli bir tasarıma sahip olan HÜRJET, temel olarak Türk Hava Kuvvetlerinin jet tekamül eğitim ihtiyacını karşılamak üzere tasarlandı. Envanterdeki T-38 eğitim uçakları ile Türk Yıldızları'nın kullandığı F-5 jetlerinin yerini alması planlanan platform; hafif taarruz, yakın hava desteği ve hava devriyesi gibi farklı görevleri de icra edebilecek. Uçak, 45 bin feet operasyonel irtifaya, 1,4 Mach azami hıza ve 7.500 pound faydalı yük kapasitesine sahip. Güç ünitesi olarak ise GE Aerospace üretimi F404 motoru kullanılıyor.
HÜRJET programında bugüne kadar üretilen P1 ve P2 prototipleri, 500'ün üzerinde başarılı test uçuşu gerçekleştirdi. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu'nun açıklamalarına göre, 2026 yılı içerisinde dört yeni prototip daha programa dahil edilecek ve bunlar arasında hafif taarruz konfigürasyonu da yer alacak. Ayrıca, uçağın deniz konuşlu versiyonu üzerindeki çalışmalar da hız kesmeden devam ediyor.
İlk seri üretim uçağın gökyüzüyle buluşması, projenin prototip aşamasından seri üretim ve teslimat fazına geçişini kesinleştirmiş oldu. TUSAŞ, seri üretim faaliyetlerine devam ettiği HÜRJET'in ilk teslimatlarını 2026 yılı bitmeden Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığına yapmayı hedefliyor.
HÜRJET'in seri üretime geçmesi, Türkiye'nin savunma sanayisindeki dışa bağımlılığını azaltırken, havacılık sektöründeki mühendislik kapasitesini küresel ölçekte kanıtlıyor.
TUSAŞ ve alt yüklenici konumundaki yerel savunma sanayii şirketleri için yeni üretim ve istihdam hacmi yaratacak.
Milli jet tasarımı ve üretimi konusunda Türk mühendislerin kazandığı tecrübe, KAAN gibi daha üst düzey projelere doğrudan aktarılacak.
Uçağın uluslararası pazarda (özellikle hafif taarruz ve eğitim uçağı segmentinde) ihracat potansiyeli, Türkiye'ye önemli bir döviz girdisi sağlayabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



