Okullarda Şiddet ve Rehberlik Sistemi: Aileler Psikolojik Desteği Neden Reddediyor?
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

Kahramanmaraş'ta dokuz kişinin hayatını kaybettiği trajik okul saldırısı, Türkiye'deki eğitim kurumlarında uygulanan rehberlik ve psikolojik danışmanlık sistemini yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, okullardaki rehber öğretmen eksikliğine ve ailelerin çocuklarının psikolojik sorunlarını kabullenmekteki direncine dikkat çekiyor.
Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda bir öğrencinin düzenlediği ve sekizi öğrenci, biri öğretmen olmak üzere dokuz kişinin yaşamını yitirdiği saldırı, gözleri okullardaki güvenlik ve psikolojik takip süreçlerine çevirdi. Olayın ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) geniş çaplı bir soruşturma başlatırken, İl Milli Eğitim Müdürü görevden alındı. İddialara göre, saldırgan öğrencinin psikolojik durumuna dair okulun rehber öğretmeni aileyi defalarca uyarmış ancak bu uyarılar karşılık bulmamıştı.
Bu vahim olay, okullardaki rehberlik servislerinin kapasitesini gündeme getirdi. Eğitimciler, mevcut sistemde rehber öğretmenlerin yüzlerce öğrenciyi tek başına takip etmek zorunda kalmasının ciddi zafiyetler yarattığını belirtiyor. Özellikle öğrenci mevcudu 250-300'ün altında olan birçok okulda kadrolu bir rehber öğretmenin bulunmaması, psikolojik destek ve erken müdahale şansını ortadan kaldırıyor.
Uzmanların uyarılarına rağmen, rehberlik branşına ayrılan atama kontenjanları beklentilerin altında kalıyor. Son 15 bin sözleşmeli öğretmen ataması kapsamında rehberlik alanına sadece 377 kontenjan ayrılması, son 10 yılın en düşük rakamı olarak kayıtlara geçti. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise her okulda bir rehber öğretmen bulunması için çalışmaların sürdüğünü ifade ediyor.
Öte yandan MEB, okullardaki şiddet olaylarının önüne geçebilmek amacıyla 26 Ağustos 2024 tarihinde "Okullarda Şiddetin Önlenmesi" başlıklı bir genelge yayımladı. Bu genelge; akran zorbalığı, siber zorbalık ve fiziksel şiddet gibi durumların kayıt altına alınarak üst makamlara bildirilmesi konusunda okul yönetimlerine operasyonel sorumluluklar yüklüyor.
Okullardaki rehberlik sürecinin sağlıklı işleyebilmesi için ailelerin iş birliği hayati önem taşıyor. Ancak Türk Psikiyatri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal'a göre, aileler çocuklarının psikiyatrik bir tanı almasından ve toplum tarafından damgalanmasından korkuyor. Bu korku, ailelerin hastalığı reddetmesine veya sorunlu davranışları normalleştirmesine yol açıyor.
Eğitim sendikaları da benzer bir tabloya işaret ediyor. Öğrencideki disiplin veya uyumsuzluk sorunları fark edildiğinde rehberlik servisi devreye girse de, veliler ikna edilemediği için çoğu zaman geç kalınıyor. Uzmanlar, ailenin ve öğretmenin şeffaf bir iş birliği içinde olmadığı durumlarda, okullardaki şiddet ve uyumsuzluk vakalarının önlenmesinin neredeyse imkansız hale geldiğinin altını çiziyor.
Bu gelişme, Türkiye'deki eğitim sisteminde rehberlik hizmetlerinin yeniden yapılandırılmasını ve okullardaki güvenlik politikalarının gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.
Özel okullar ve eğitim kurumları, kendi bünyelerindeki psikolojik danışmanlık kadrolarını genişletme ihtiyacı hissedebilir.
MEB'in okullarda şiddeti önleme genelgeleri ve rehber öğretmen atama kotalarında yeni düzenlemelere gidilmesi beklenebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



