Rojin Kabaiş Soruşturmasında Yeni İddialar: Otopsi Raporu ve Son Mesajlar Gündemde
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in cansız bedeninin bulunmasının üzerinden iki yıl geçerken, soruşturmadaki yeni bulgular dikkat çekiyor. Otopsi raporunda tespit edilen kimyasal maddeler ve genç kadının sosyal medya hesabından elde edilen son yazışmalar, olayın seyrini değiştirebilecek nitelikte. Aile avukatları, delillerin yeniden incelenmesi talebiyle hukuki mücadeleyi sürdürüyor.
Soruşturmanın en çok tartışılan konularının başında, Rojin Kabaiş'in midesi ve iç organlarında bulunan rokuronyum adlı anestezik madde geliyor. Ameliyatlarda geçici felç etkisi yaratmak için kullanılan bu güçlü ilacın varlığı, ölüm nedenine ilişkin farklı ihtimalleri gündeme taşıdı. 6 Ekim 2024 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda, bu maddenin genç kadının 11 Eylül'de geçirdiği kulak ameliyatı sırasında verildiği ve iki ay boyunca vücutta kalabileceği belirtildi.
Ancak Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut ve bazı tıp uzmanları bu tespite itiraz ediyor. Avukat Karabulut, damar yoluyla verilen bu ilacın birkaç saat içinde vücuttan atılması gerektiğini belirterek, midede bulunmasının ağız yoluyla verilme ihtimalini güçlendirdiğini savunuyor. Dicle Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cenap Ekinci de rokuronyumun midede bulunmasını açıklayan bilimsel bir veri olmadığını vurguladı.
Soruşturmada dikkat çeken bir diğer önemli gelişme ise genç kadının Instagram hesabındaki son yazışmalar oldu. Emniyet Siber Bilişim Uzmanları tarafından hazırlanan rapora göre Kabaiş, kaybolmadan yaklaşık 15 dakika önce bir kişiyle mesajlaştı. Avukatların açıklamalarına göre, Kabaiş'in "hocam" diye hitap ettiği bu kişi, olaydan sonra sosyal medya hesabını kapattığı için makul şüpheli konumuna geldi.
Aile, aynı isimde iki kişinin gözaltına alınarak DNA örneklerinin alınması için savcılığa resmi dilekçe sundu. Bu talebin adli tatilin sona ermesinin ardından işleme konması bekleniyor. Öte yandan, Kabaiş'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA profili bulunduğu iddiaları da hukuki süreç kapsamında incelenmeye devam ediyor.
Bazı yayın organlarında, Kabaiş ile mesajlaştığı iddia edilen M.Ç. isimli kişinin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yaptığı öne sürülmüştü. Ancak üniversite yetkilileri, olayın yaşandığı tarihte bu isimde bir asistan veya araştırma görevlilerinin bulunmadığını açıkladı. Şanlıurfa'da görev yapan uzman hekim M.Ç. ise sosyal medya üzerinden hedef gösterildiğini belirterek ilgili hesaplar hakkında suç duyurusunda bulundu.
Bu vaka, Türkiye'deki adli tıp süreçleri, şüpheli ölümlerin aydınlatılması ve dijital delillerin toplanması konularındaki kamuoyu hassasiyetini doğrudan yansıtmaktadır.
Adli tıp raporlarının hazırlanma süreçleri ve dijital delillerin (sosyal medya yazışmaları) hukuki süreçlerdeki kullanımı konusunda emsal teşkil edebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



