Süleymancılar Operasyonunda Yeni Gelişme: Eski Bakan İdris Naim Şahin İfadeye Çağrıldı
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

Süleymancılar cemaati lideri Alihan Kuriş ve yöneticilerine yönelik yürütülen mali suç ve suç örgütü soruşturması genişliyor. Soruşturma kapsamında, şüphelilerin yurtdışına kaçmaya çalışırken kullandığı çakarlı aracın tahsis edildiği eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ifade verecek.
Cemaat lideri Alihan Kuriş'in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz'ın yurtdışına kaçmaya çalışırken Marmaris Bozburun'da yakalanması, soruşturmanın seyrini değiştirdi. İkilinin İstanbul'dan Bozburun'a, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e tahsisli çakarlı bir araçla götürüldüğü tespit edildi.
Konuyla ilgili açıklama yapan Şahin, aracın kendi bilgisi dışında kiralama şirketi tarafından kullandırıldığını belirterek suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti. Ancak Adalet Bakanlığı kaynakları, Şahin'e ait iki farklı aracın daha şüpheli faaliyetlerde ve tahsis amacı dışında kullanıldığını bildirdi.
Soruşturmanın 13 Ağustos'ta başlayan ilk dalgasında, tek bir adreste kaynağı belirsiz 200 kilo külçe altın (yaklaşık 1,34 milyar TL) ele geçirilmiş ve 32 kişi tutuklanmıştı. İfade tutanaklarına göre Kuriş, hakkındaki suç örgütü yöneticiliği ve mali suçlamaları reddederek süreci bir "itibar suikastı" olarak nitelendirdi.
21 Ağustos ve 25 Ağustos tarihlerinde düzenlenen devam operasyonlarında ise cemaatle bağlantılı olduğu iddia edilen ekonomik ağ mercek altına alındı. Son operasyonda hakim karşısına çıkarılan 37 kişiden 35'i tutuklanırken, şüpheli mali işlemler yürüttüğü öne sürülen şirket yetkilileri ve muhasebe yazılımcıları da incelemeye dahil edildi.
Operasyonlar siyaset ve kamuoyunda da farklı tepkilere neden oldu. Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, MASAK denetimlerinin bir baskı aracına dönüşmemesi gerektiğini belirterek "seçici yargı" eleştirisinde bulundu.
Öte yandan kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, operasyonun siyasi bir intikam olduğu iddialarını reddetti. Ünlü, hükümetin tasavvuf ehline zulmetmeyeceğini savunarak, cemaat içindeki "bozulmalara" dikkat çekti.
Bu gelişme, Türkiye'deki dini cemaatlerin ekonomik faaliyetleri ve siyasi bağlantıları üzerindeki devlet denetiminin arttığını gösteriyor.
Dini gruplarla bağlantılı ticari ağlar ve şirketler üzerinde yasal baskı ve incelemeler artabilir.
Cemaat vakıfları ve bağlantılı şirketlerin mali denetimlerinde (MASAK) daha sıkı prosedürler uygulanabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



