Türkiye'den İsrail Başbakanı Netanyahu İçin Kırmızı Bülten Talebi
2 dk okumantv-gundem
PAYLAS:

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırıdaki sorumlulukları nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında kırmızı bülten talep edildiğini duyurdu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheliler hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve binlerce yıla varan hapis cezaları isteniyor.
İsrail ordusunun 1 Ekim 2025 tarihinde Gazze'ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda düzenlediği silahlı müdahale, Türkiye'de geniş çaplı bir hukuki sürece dönüştü. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Netanyahu ve Moskovitch hakkında 14 Temmuz 2026'da yakalama emri çıkarıldığını hatırlattı. Bu kapsamda, şüphelilerin uluslararası seviyede aranması için İçişleri Bakanlığı'ndan kırmızı bülten yayımlanması talep edildi ve ilgili evraklar Dışişleri Bakanlığı'na iletildi.
Sanıklara yöneltilen suçlamalar arasında "İnsanlığa Karşı Suç", "Soykırım", "Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "Kasten Yaralama", "Eziyet", "Mala Zarar Verme", "Nitelikli Yağma" ve "Ulaşım Araçlarının Kaçırılması" yer alıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, aralarında Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu 35 şüpheli için ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve 4 bin 596'şar yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
Türkiye'nin bu adımı, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından alınan kararlarla da paralellik gösteriyor. UCM, daha önce Gazze'de savaş suçu işledikleri gerekçesiyle Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı. Mahkeme, suçlamaların cinayet, zulüm ve diğer insanlık dışı eylemleri kapsadığını belirtmişti.
İsrail yönetimi UCM'nin yargı yetkisini reddederek kararların iptalini istese de, mahkeme Temmuz 2025'te bu talebi geri çevirdi. Hatta Eylül 2025'te Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için ABD'ye seyahat ederken, tutuklama kararını uygulayabilecek ülkelerin hava sahalarından kaçınmak için özel bir uçuş rotası izlediği uluslararası basına yansımıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma, uluslararası sularda Türk vatandaşlarının alıkonulması nedeniyle hem ulusal hem de uluslararası hukuka dayandırılıyor. İddianame, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri çerçevesinde hazırlandı. Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail yönetimine karşı yürüttüğü hukuki ve diplomatik mücadelenin en sert adımlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Türkiye'nin İsrail Başbakanı hakkında uluslararası yakalama kararı talep etmesi, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri ve uluslararası hukuki süreçleri doğrudan etkileyecektir.
Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret ve iş dünyası ilişkilerindeki mevcut gerilimin daha da derinleşmesine yol açabilir.
Türk yargısının uluslararası sularda işlenen suçlara karşı evrensel yargı yetkisini kullanması açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



