İnsan Kaynaklı Gürültü Kirliliği Yaban Hayatını Tehdit Ediyor: Sessizliği Öğrenebilir miyiz?
2 dk okumamit-tech-review
PAYLAS:

COVID-19 pandemisi sırasında dünya genelinde yaşanan ani sessizlik, bilim insanlarına insan kaynaklı gürültü kirliliğinin yaban hayatı üzerindeki etkilerini incelemek için benzersiz bir fırsat sundu. Araştırmalar, azalan trafik ve sanayi gürültüsü sayesinde hayvanların iletişim yeteneklerinin hızla iyileştiğini ortaya koyuyor.
Yıllardır hayvanların insan faaliyetlerinin yarattığı gürültüye nasıl tepki verdiğini inceleyen araştırmacılar, çoğu türün bu durumdan olumsuz etkilendiğini belirtiyor. Hayvanlar, yaklaşan yırtıcıları fark etmek veya kendi türleriyle iletişim kurmak için sürekli olarak çevrelerini dinlemek zorunda. Ancak genişleyen şehirler, sanayi tesisleri ve otoyollar dünyayı daha gürültülü hale getirdikçe, hayvanların birbirlerini duyması giderek zorlaşıyor.
Gürültü kirliliği, dumanlı bacalar veya kirli su yolları gibi gözle görülür bir tehdit olmasa da arka planda sürekli titreşerek ekosistemlere zarar veriyor. Uzmanlar, bu durumu ele alınması gereken ve giderek büyüyen yeni bir kirlilik türü olarak tanımlıyor.
Araştırmacı Jennifer Phillips ve ekibi, 2010'lu yıllarda San Francisco'daki Presidio parkında beyaz taçlı serçelerin seslerini kaydetti. Golden Gate Köprüsü'ne bağlanan iki otoyolun geçtiği bu parkta, artan trafik gürültüsü nedeniyle kuşların birbirlerini duyurabilmek için daha hızlı ve yüksek perdeden ötmeye başladığı tespit edildi. Phillips, kuşların trafik gürültüsü varken düşük frekansları duyamadıkları için adeta "avazları çıktığı kadar bağırdıklarını" ifade ediyor.
Şehir gürültüsü kuşların fiziksel yapılarını da değiştirerek onların daha zayıf ve stresli olmalarına yol açabiliyor. Ayrıca, yüksek perdeden atılan çığlıklar dişi kuşlar tarafından sağlıksızlık belirtisi olarak algılandığı için çiftleşme çağrıları etkisini yitiriyor. Bu durum, uyum sağlayamayan türlerin şehri terk etmesiyle biyoçeşitlilik üzerinde ciddi bir tahribat yaratıyor.
Pandemi döneminde uygulanan kısıtlamalarla birlikte Presidio parkındaki gürültü seviyesi yedi desibel düştü. Bu devasa azalma, kuşların şarkılarının anında değişmesini sağladı. Araştırmacılar, serçelerin daha zengin bir frekans aralığında, daha sessiz ama daha etkili bir şekilde ötmeye başladığını gözlemledi. Bir kuşun sesi eskisinden iki kat daha uzağa ulaşabilir hale geldi.
Bu bulgular, insan kaynaklı gürültünün yaban hayatı ve insanlar üzerindeki etkilerini anlamamız açısından kritik bir önem taşıyor. Elektrikli araçlara geçiş ve akıllı şehir tasarımı gibi stratejiler, bu görünmez kirliliği azaltmada önemli bir rol oynayabilir. Doğru adımlar atıldığında, doğanın kendini ne kadar hızlı onarabildiği pandemi sürecinde net bir şekilde kanıtlanmış oldu.
Türkiye'deki büyükşehirlerde yaşanan yoğun trafik ve kentleşme kaynaklı gürültü, yerel ekosistemleri ve göçmen kuş rotalarını benzer şekilde tehdit etmektedir.
Şehir planlamasında ve otoyol projelerinde gürültü bariyerleri ve yeşil alan düzenlemeleri için yeni çevresel standartlar gündeme gelebilir.
Elektrikli araç ve mikromobilite yatırımları, şehirlerdeki gürültü kirliliğini azaltma hedefiyle ek çevresel değer kazanabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.