İran ve Lübnan'daki Çatışmaların Gizli Bedeli: Çevresel Yıkım Büyüyor
2 dk okumawired
PAYLAS:

İsrail'in İran ve Lübnan'daki hedeflere yönelik düzenlediği askeri operasyonlar, bölgede derinleşen bir ekolojik krizi tetikliyor. Uydu görüntüleri ve açık kaynaklı veriler; petrol sızıntıları, zehirli enkazlar ve devasa karbon emisyonlarının savaşın görünmeyen faturasını oluşturduğunu gösteriyor.
Mart ayı başlarında İsrail'in İran'daki 30'dan fazla petrol tesisini vurmasının ardından, Tahran semalarını kaplayan dumanlar şehre "siyah yağmur" olarak düştü. Sokakları ve araçları is tabakasıyla kaplayan bu durum, krizin sadece başlangıcıydı. Araştırmalara göre, savaşın sadece ilk iki haftasında 5 milyon tondan fazla karbondioksit eşdeğeri emisyon atmosfere salındı. Her bir füze saldırısının, üretim ve tedarik zinciri dahil olmak üzere yaklaşık 0.14 ton CO2 salınımına neden olduğu tahmin ediliyor.
Savaşın fiziksel boyutu da çevresel felaketi derinleştiriyor. Lübnan Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi'ne (CNRS) göre, çatışmaların ilk 45 gününde 50.000'den fazla konut hasar gördü veya yıkıldı. Oregon Üniversitesi bünyesindeki Conflict Ecology laboratuvarının analizleri ise İran genelinde 7.645 binanın yok olduğunu ortaya koyuyor. Sadece başkent Tahran'da aralarında askeri tesislerin de bulunduğu 1.200'den fazla yapı yerle bir oldu.
Yıkılan binaların oluşturduğu enkaz, uzun vadeli bir çevre felaketine zemin hazırlıyor. Çevre politikaları uzmanı Antoine Kallab, bombalanan yapıların plastik, asbest, ağır metaller ve yalıtım lifleri gibi zehirli maddeleri toprağa ve suya karıştırdığını belirtiyor. Sadece 2024 yılındaki çatışmalarda Lübnan'da üç ay içinde 15 ila 20 milyon ton arasında enkaz oluştuğu tahmin ediliyor. Bu miktar, ülkenin barış zamanında ancak 20 yılda üretebileceği bir atık hacmine denk geliyor.
Patlayıcılardan ve yanan yakıtlardan kaynaklanan kirlilik, duman dağıldıktan sonra bile kaybolmuyor. Zehirli parçacıklar tarım arazilerine ve su kaynaklarına çökerek besin döngülerini bozuyor. Uzmanlar, küresel çapta karbon emisyonu ile mücadele edilen bir dönemde, savaşın yarattığı bu ekolojik tahribatın bölge halkı için nesiller boyu sürecek sağlık ve gıda güvenliği sorunları yaratabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgedeki çatışmaların yarattığı hava ve su kirliliği, sınır komşusu olan Türkiye'nin güney ve doğu bölgelerinde çevresel riskler oluşturabilir.
Bölgedeki tarım ve su kaynaklarının kirlenmesi, Türkiye'nin sınır ticaretini ve bölgesel gıda tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir.
Sınır aşan hava kirliliği ve çevresel felaketler, Türkiye'nin sınır güvenliği ve çevre politikalarında yeni ölçüm ve denetim tedbirleri almasını gerektirebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



