İsrail'in İşgal Ettiği Güney Lübnan'da Son Durum: Yıkım ve Yeni Askeri Üsler
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

İsrail ordusunun Güney Lübnan'da oluşturduğu işgal bölgesinde sivil altyapı büyük hasar görürken, askeri tahkimat çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Birleşmiş Milletler barış gücü UNIFIL eşliğinde bölgeye giren gazeteciler, terk edilmiş köyleri, yıkılan binaları ve İsrail'in kalıcı varlık sinyali veren yeni askeri üslerini yerinde gözlemledi.
Lübnan'ın güneyinde, İsrail sınırına yakın Akdeniz kıyısındaki otoyol günümüzde tamamen ıssız bir görünüme sahip. Terk edilmiş tarlalar ve İsrail hava saldırılarıyla yıkılan sayısız bina, çatışmaların boyutunu gözler önüne seriyor. Nakura kasabası yakınlarındaki Lübnan ordusuna ait kontrol noktası, devletin varlığını gösteren son nokta olarak dikkat çekiyor. Bu noktadan sadece birkaç dakika güneyde ise İsrail bayraklarıyla işaretlenmiş işgal bölgesi başlıyor.
İran destekli Hizbullah'ın güçlü bir tabana sahip olduğu bu bölge, son yirmi yıl içinde İsrail ordusu tarafından üç kez işgale uğradı. İsrail makamlarının izni olmadan girişin yasak olduğu bu alana, ancak Birleşmiş Milletler barış gücü UNIFIL'in insani yardım misyonları aracılığıyla kısıtlı erişim sağlanabiliyor. Fin birliklerinin önderliğindeki konvoylar, ülkenin geri kalanından tamamen izole olmuş sınır köylerindeki sivillere yardım ulaştırmaya çalışıyor.
İsrail'in şu anda kontrol altında tuttuğu toprak şeridi, Lübnan yüzölçümünün yaklaşık yüzde 5'ini oluşturuyor ve bazı noktalarda sınırdan 10 kilometre kadar içeri uzanıyor. Bölgede, işgalin ardından İsrail tarafından inşa edilen yeni servis yolları ve yoğun askeri hareketlilik göze çarpıyor. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın orduya bölgede uzun vadeli bir varlık için gerekli adımları atma talimatı vermesi, işgalin kalıcı olabileceği yönündeki endişeleri artırıyor.
İsrailli yetkililer, bu adımları Kuzey İsrail'deki yerleşim yerlerini Hizbullah'ın roket ve insansız hava aracı saldırılarından korumak amacıyla bir "güvenlik bölgesi" oluşturma stratejisi olarak açıklıyor. Ancak UNIFIL verilerine göre, İsrail ordusu işgal edilen bölgelerde dört yeni üs daha kurarak toplam mevzi sayısını dokuza çıkardı. UNIFIL sözcüsü Kandice Ardiel, son aylarda İsrail mevzilerinin sağlamlaştırıldığını ve koruyucu altyapı inşasının hızlandığını doğruluyor.
Bölgedeki gözlemler, Gazze'de olduğu gibi Güney Lübnan'da da köylerin büyük oranda yerle bir edildiğini gösteriyor. Ateşkes ilan edildikten sonra dahi hava saldırılarının ve kontrollü yıkımların devam ettiği bildiriliyor. Gökyüzünde sürekli devriye gezen İsrail'e ait gözetleme İHA'ları ve uzaktan duyulan patlama sesleri, bölgedeki gerilimin sürdüğüne işaret ediyor.
İnsan hakları örgütleri, İsrail'in Güney Lübnan'daki faaliyetlerinin sivil altyapının kasıtlı olarak yok edilmesi anlamına geldiğini savunuyor. Askeri faaliyetleri desteklemek amacıyla sivil personelin de yıkım ve mühendislik çalışmalarına katılması, uluslararası hukukun ihlali tartışmalarını beraberinde getiriyor. Bölgedeki insani kriz derinleşirken, uluslararası toplumun bu duruma vereceği tepki yakından takip ediliyor.
Ortadoğu'daki çatışmaların genişlemesi ve kalıcı hale gelmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikalarını ve diplomatik stratejilerini doğrudan etkilemektedir.
Bölgedeki istikrarsızlık, Türk şirketlerinin Ortadoğu'daki lojistik, inşaat ve ticaret operasyonlarında aksamalara ve risk artışına neden olabilir.
Türkiye'nin dış politika ve bölgesel güvenlik stratejilerinde yeni diplomatik adımlar atmasını ve sınır ötesi güvenlik tedbirlerini gözden geçirmesini gerektirebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



