Orta Çağ El Yazmaları, Ölümcül Koyun Çiçeği Virüsünün Genetik Sırlarını Ortaya Çıkarıyor
2 dk okumaars-technica
PAYLAS:

Bilim insanları, Orta Çağ el yazmalarının sayfalarında kullanılan koyun derisi parşömenlerinden elde ettikleri DNA örnekleriyle, ölümcül koyun çiçeği virüsünün 3.500 yıllık evrimsel geçmişini gün yüzüne çıkardı. Bu yenilikçi araştırma, kütüphane arşivlerinin aynı zamanda geçmişteki hayvan hastalıkları için birer biyolojik zaman kapsülü olabileceğini gösteriyor.
20. yüzyılda Avrupa'daki çiftlik hayvanlarının büyük bir kısmından silinmiş olsa da, koyun çiçeği virüsü günümüzde hala bölgesel salgınlara neden olabiliyor. Geçtiğimiz yıl Yunanistan'daki birçok sürüyü etkileyen salgın, bu tehlikenin devam ettiğini gösterdi. Bilim insanları, virüsün binlerce yıl boyunca nasıl evrimleştiğini anlamak için tarihi el yazmalarındaki hayvan derilerini inceleyerek elde ettikleri bulguları Science Advances dergisinde yayımladı.
University College Dublin araştırmacılarından Louis L’Hôte, patojenlere ait antik DNA kayıtlarının geçmişteki enfeksiyon hastalıklarına dair anlayışımızı tamamen değiştirdiğini belirtti. L'Hôte, dünya çapındaki arşivlerin ve kütüphanelerin geçmişteki hayvan hastalıklarına ait genetik izler barındırabileceğini vurgulayarak, bu genomların patojenlerin geçmiş toplumları nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olduğunu ifade etti.
Araştırmacılara göre, koyun çiçeği enfeksiyonuna dair bilinen en eski yazılı kanıtlar, hayvanlarda cilt lezyonlarının tanımlandığı MS 1. yüzyıldaki Roma kayıtlarına dayanıyor. Orta Çağ'a gelindiğinde ise Fransa, İspanya ve İngiltere'deki çeşitli tarım ve muhasebe metinlerinde ölümcül salgınlardan daha sık bahsedildiği görülüyor. 17. yüzyıl Fransası'nda salgınlarda bir düşüş yaşansa da, 18. ve 19. yüzyıllarda sürülerde yüksek ölüm oranlarına neden olan vakalar yeniden ortaya çıktı.
Koyun çiçeği virüsünün genetik tarihi hakkında bugüne kadar çok az şey biliniyordu. Bu eksikliği gidermek isteyen araştırma ekibi, genellikle koyun derisinden yapılan Orta Çağ parşömenlerindeki DNA'yı analiz etmeye yöneldi. Son yıllarda geliştirilen analitik teknikler, bu tür tarihi moleküler kayıtların oluşturulmasına büyük katkı sağlıyor. Benzer bir yöntem daha önce 1812'de Napolyon'un ordusundaki askerleri öldüren patojenleri tespit etmek için de kullanılmıştı.
Araştırma kapsamında Yale University, Cambridge University, Corpus Christi College ve Trinity College gibi prestijli kurumların koleksiyonlarında yer alan Orta Çağ el yazmalarından örnekler toplandı. Bu çalışmalar, tarihi metinlerin sadece içerdikleri bilgilerle değil, fiziksel yapılarıyla da bilime ışık tutabileceğini kanıtlıyor.
Bu araştırma, Türkiye gibi büyük küçükbaş hayvancılık sektörüne sahip ülkelerde veterinerlik bilimleri ve salgın hastalıklarla mücadele stratejileri için tarihsel bir perspektif sunuyor.
Türk tarım ve hayvancılık sektörü, komşu ülkelerdeki (Yunanistan) salgın risklerine karşı daha bilinçli stratejiler geliştirebilir.
Türkiye'deki veterinerlik ve genetik araştırmacıları için tarihi DNA analizi konusunda yeni araştırma ufukları açabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



