Tarihte Bilinen Tek Mancınık Kurbanı: İskelet 150'nin Sırrı Çözüldü
2 dk okumaars-technica
PAYLAS:

İskoçya'daki Stirling Kalesi'nde bulunan bir iskeletin, tarihte bilinen tek mancınık (trebuchet) kurbanına ait olduğu ortaya çıktı. Saatte yaklaşık 300 kilometre hızla çarpan devasa bir kayanın altında kalarak hayatını kaybeden bu Orta Çağ askerinin kalıntıları, dönemin kuşatma silahlarının yıkıcı gücünü gözler önüne seriyor.
İskoçya'nın Stirling Kalesi'ndeki şapelin altında, şiddetli ölümler yaşadığı anlaşılan birkaç kişinin kalıntılarıyla birlikte bulunan ve İskelet 150 olarak adlandırılan kalıntılar, bilim insanlarının dikkatini çekti. Bradford Üniversitesi'nden paleopatolog Jo Buckberry'nin Avrupa Paleopatoloji Derneği'nin 25. toplantısında sunduğu araştırmaya göre, üst vücudunun neredeyse tamamı parçalanmış olan bu kişi, tarihte kayıtlara geçen tek mancınık kurbanı olarak değerlendiriliyor.
İskelet 150'nin durumu, savaşta hayatını kaybeden diğer askerlere kıyasla çok daha ağır bir tablo çiziyor. Adamın kafatasının 61 ayrı yerinden kırıldığı, kaburgalarında ise 60'a yakın keskin kemik parçasının dağıldığı tespit edildi. Ayrıca sağ omzunun kırıldığı ve sağ bacağının diz üstünden itibaren tamamen parçalandığı belirlendi.
Buckberry ve ekibi, bu karmaşık kemik yapbozunu çözmek için adli tıp yöntemleri, mikroskoplar, röntgenler ve mikro-CT taramaları gibi modern teknolojileri kullandı. Elde edilen tüm bulgular, ağır ve çok hızlı hareket eden bir nesnenin yarattığı ezici bir çarpma anına işaret etti. Yaralanma modeli, adamın sağ omzunun ve başının arkasının darbenin en ağır kısmını aldığını, kaburgalarının ise onu yere çivileyen ağır bir nesnenin altında kırılarak ezildiğini gösteriyor.
Kemiklerin taze oldukları dönemde kırılmış olması, bu hasarın ölümden sonra gerçekleşmediğini kanıtlıyor. Tek ve yıkıcı bir darbeyle bu kadar büyük bir hasar yaratmak için gereken kuvvet, Orta Çağ kuşatmalarındaki atlar tarafından ezilme veya bir arabanın altında kalma gibi diğer olası ölüm şekillerini eledi. Kaleden düşmüş olsa bile, bu denli büyük bir hasar yaratacak kuvvete ve çarpma açısına ulaşması mümkün görünmüyordu.
Araştırmacılar, hasarın boyutunu günümüzdeki tren veya yüksek hızlı araç kazalarına benzetiyor. 1304 yılında bu kadar büyük ve hızlı hareket eden tek nesnenin, devasa kuşatma silahları olan mancınıklar tarafından fırlatılan kayalar olduğu sonucuna varıldı. Dönemin tipik bir mancınığı, 90 kilogramlık bir mermiyi birkaç yüz metre uzağa fırlatabiliyordu.
Hesaplamalara göre bu kaya, İskelet 150'ye saatte 200 ila 300 kilometre arasında bir hızla çarparak 200 kilojulün üzerinde bir enerji açığa çıkardı. Mancınıklar ve diğer kuşatma motorları aslında insanları hedef alan silahlar değildi; temel amaçları surları ve tahkimatları yıkmaktı. Orta Çağ mühendisleri bu devasa silahları doğrudan bireylere nişan almıyordu, ancak İskelet 150 savaş alanında tamamen şanssız bir anın kurbanı olarak tarihe geçmiş oldu.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



