Fed Politika Faizini Yüzde 3,50-3,75 Aralığında Sabit Tuttu
2 dk okumantv-ekonomi
PAYLAS:

ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini beklentilere paralel olarak üst üste beşinci kez yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bıraktı. Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında alınan karar, üç üyenin faiz artırımı yönünde oy kullanmasıyla nadir görülen bir görüş ayrılığına sahne oldu.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), iki gün süren toplantısının ardından federal fonlama faizini değiştirmeyerek yüzde 3,50-3,75 seviyesinde tuttu. Karar, 12 üyeli komitede 9'a karşı 3 oyla kabul edildi. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Dallas Fed Başkanı Lorie Logan ve Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, enflasyon ile mücadele kapsamında faizin 25 baz puan artırılmasını talep etti. Aynı toplantıda üç üyenin çoğunluğa karşı oy kullanması, Fed kararlarında alışılmışın dışında bir ayrışma olarak kayıtlara geçti.
ABD'de yıllık tüketici enflasyonu haziran ayında yüzde 3,5 seviyesine gerilese de, bankanın yüzde 2 olan uzun vadeli hedefinin üzerinde kalmaya devam ediyor. Özellikle İran'da yaşanan çatışmaların petrol, enerji ve gübre fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskısı, enflasyonun önümüzdeki dönemde yeniden ivme kazanabileceği endişelerini artırıyor. Fed Başkanı Kevin Warsh, göreve gelmesinin ardından yaptığı ilk değerlendirmelerde fiyat istikrarına öncelik vereceklerini vurgularken, faizlerin gelecekteki rotasına dair net bir yönlendirme yapmaktan kaçındı.
Piyasa uzmanları, Fed yetkililerinin mevcut ekonomik tablo karşısındaki tutumunu yakından izliyor. EY-Parthenon Başekonomisti Gregory Daco, yetkililerin enflasyon konusundaki sabrının azalmaya başladığını ve fiyat artışlarının hedefe yaklaşmaması halinde yeni bir faiz artırımı döngüsüne hazır olduklarını belirtti. KPMG Başekonomisti Diane Swonk ise haziran ayındaki görece düşük enflasyon verisinin bankaya şimdilik bir bekleme alanı yarattığını, ancak yılın ilerleyen dönemlerinde iki faiz artışının daha gündeme gelebileceğini ifade etti.
Fed'in faizleri yüksek tutmaya devam etmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışını ve döviz kurlarını doğrudan etkileyebilir.
Küresel finansman maliyetlerinin yüksek kalması, dış borçlanma ihtiyacı olan Türk şirketlerinin maliyetlerini artırabilir.
Doların küresel çapta güçlü kalması, Türkiye'deki portföy yatırımları üzerinde baskı yaratabilir ve yabancı sermaye girişini yavaşlatabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.


