Türkiye'nin Doğurganlık Hızı Tarihin En Düşük Seviyesine Geriledi: 2025 TÜİK Verileri
2 dk okumantv-gundem
PAYLAS:
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı doğum istatistikleri, Türkiye'nin demografik yapısındaki çarpıcı değişimi gözler önüne serdi. Toplam doğurganlık hızı, nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,10'un çok altında kalarak 1,42'ye geriledi ve tarihin en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Verilere göre, 2001 yılında 2,38 olan toplam doğurganlık hızı, 2014 yılından bu yana aralıksız bir düşüş trendi izliyor. Son 9 yıldır nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,10 barajının altında kalan bu oran, 2025 yılı itibarıyla 1,42 seviyesine kadar indi. Bu durum, Türkiye'nin nüfus artış hızındaki yavaşlamanın kalıcı bir hale geldiğine işaret ediyor.
İl bazında yapılan incelemelerde, en yüksek doğurganlık hızına sahip il 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa'yı sırasıyla 2,53 ile Şırnak ve 2,23 ile Mardin takip etti. Dikkat çeken bir diğer veri ise, 2017 yılında doğurganlık hızının 3 ve üzerinde olduğu il sayısı 10 iken, 2025 yılında bu rakama ulaşabilen tek ilin Şanlıurfa kalması oldu.
Listenin en alt sırasında ise 1,09 çocuk ile Bartın yer aldı. Bartın'ı 1,10 ile İzmir; 1,11 ile Eskişehir, Ankara ve Zonguldak izledi. 2017 yılında doğurganlık hızının 1,5'in altında kaldığı il sayısı sadece 4 iken, 2025 yılında bu sayının 59'a fırlaması, düşüşün ülke geneline yayıldığını gösteriyor.
Annelerin eğitim durumuna göre yapılan analizler, eğitim seviyesi ile doğurganlık arasında ters orantılı bir ilişki olduğunu ortaya koydu. En yüksek doğurganlık hızı 2,51 çocuk ile ilkokul mezunu annelerde görülürken, yükseköğretim mezunu annelerde bu oran 1,24 olarak kaydedildi.
Küresel ölçekte bakıldığında ise Türkiye, binde 1,42'lik oranla Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında 11. sırada konumlandı. Uzmanlar, bu demografik daralmanın uzun vadede iş gücü piyasası, sosyal güvenlik sistemleri ve genel ekonomi üzerinde yapısal etkilere yol açabileceğini belirtiyor.
Doğurganlık hızındaki bu tarihi düşüş, Türkiye'nin gelecekteki demografik yapısını, iş gücü piyasasını ve sosyal güvenlik sistemini doğrudan etkileyecek kritik bir gelişmedir.
Uzun vadede genç iş gücü arzında daralma yaşanması ve şirketlerin yetenek bulma süreçlerinin zorlaşması beklenmektedir.
Hükümetin aile destek politikalarını, kreş teşviklerini ve çalışan annelere yönelik yasal düzenlemeleri artırması gündeme gelebilir.
Yaşlanan nüfusa yönelik sağlık, bakım hizmetleri ve otomasyon teknolojileri sektörlerine olan yatırımların artması öngörülebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



