Alzheimer Araştırmalarında Deprem: Amiloid Hipotezi Çöküyor mu?
2 dk okumaars-technica
PAYLAS:

Geçtiğimiz ay, Alzheimer hastalığı ve amiloid-β proteini arasındaki ilişkiyi inceleyen önemli bir araştırma makalesi geri çekildi. Bu durum, hastalığın temel nedeni olarak görülen amiloid hipotezine yönelik şüpheleri artırırken, on yıllardır süren tedavi arayışlarının yönünü de sorgulatıyor.
Geçtiğimiz ayın sonunda, Neurobiology of Aging dergisi, Alzheimer hastalığında hafıza kaybının sorumlusu olarak amiloid-β proteinini gösteren 2011 tarihli bir makaleyi geri çektiğini duyurdu. Kötü niyetli veya hatalı makalelerin hakem değerlendirmesinden geçip sonradan fark edilmesi nadir bir durum olmasa da, bu olay tek başına bir istisna değil. Son yıllarda, amiloid-β'nın Alzheimer'ın temel tetikleyicisi olduğunu savunan çok sayıda çalışma geri çekildi ve bazı bilim insanları dolandırıcılıkla suçlandı. Tüm bu süreçte, bu proteini hedef alan ilaçların hiçbiri gerçek bir klinik başarı gösteremedi.
Günümüzde Alzheimer olarak adlandırdığımız tıbbi durum, ilk kez 1906 yılında nöropatolog Alois Alzheimer tarafından tanımlandı. Alzheimer, tedavi ettiği 55 yaşındaki demans hastası Auguste Deter'in otopsisinde, beyin dokusunda daha önce diğer hastalarda görülen plakların yanı sıra sinir lifi yumakları da tespit etti. Sonraki 80 yıl boyunca, hastaların anılarını ve kişiliklerini çalan bu hastalık hakkında bilinenler neredeyse bu bulgularla sınırlı kaldı. Yakın zamana kadar teşhis, ancak ölümden sonra beynin incelenmesiyle konulabiliyordu; ta ki PET tarayıcılarının icadı ve kandaki biyobelirteçlerin keşfine kadar.
1984 yılına gelindiğinde, bilim insanları Alzheimer hastalarının plaklarında biriken amiloid-β proteinini tanımlamayı başardı. Bu proteinin tam olarak ne işe yaradığı bilinmese de, ilerleyen yaşlarda demans riski taşıyan Down sendromlu bireylerin beyinlerinde de bolca bulunduğu ortaya çıktı. 1987'de genetik faktörlerin de sürece dahil olmasıyla, amiloid-β'nın parçalanıp kümelenmesinin hastalığa yol açtığı fikri tıp dünyasında genel kabul görmeye başladı.
2006 yılında Nature dergisinde yayımlanan ve hafıza kaybını nöronların dışındaki spesifik bir amiloid-β birikimiyle ilişkilendiren makale, bu hipotezi daha da güçlendirdi. Bilim insanları, insanlardaki karmaşık hastalıkları incelemek için sıklıkla başvurdukları fare modellerine yöneldi. Fareler doğal yollarla Alzheimer olmasalar da, mutasyona uğramış insan genlerinin eklenmesiyle bu hastalığı taklit edebiliyorlardı.
1999 yılında Elan Pharmaceuticals, amiloid-β'nın belirli bir kısmına yönelik bir aşı geliştirdi ve farelerin beyinlerindeki plakları temizlemeyi başardı. Ancak fareler üzerinde elde edilen bu büyük başarı, insanlara aynı şekilde yansımadı. Şirketin hafif ve orta şiddetli Alzheimer hastaları üzerinde başlattığı 360 kişilik klinik araştırma, beklenmeyen sorunlar nedeniyle askıya alınmak zorunda kaldı. Bu durum, laboratuvar ortamından insan tedavisine geçişin ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Bu gelişme, Türkiye'deki nöroloji araştırmalarını ve Alzheimer hastalarına yönelik uygulanan deneysel tedavi yaklaşımlarını doğrudan etkileyebilir.
Türk ilaç şirketleri ve araştırma laboratuvarları, Alzheimer odaklı Ar-Ge stratejilerini amiloid dışı hedeflere kaydırmak zorunda kalabilir.
Türkiye'deki nörobilim araştırmacıları için yeni protein hedefleri ve alternatif hastalık mekanizmaları üzerine çalışma fırsatları doğabilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



