a').click(); event.preventDefault();">Tam Boyutta Gör Alzheimer, günümüzde hem teşhis hem de tedavi açısından en zorlu nörolojik rahatsızlıklardan biri olmaya devam ediyor. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, bu alanda önemli bir eşiğin aşılmak üzere olduğunu gösteriyor. Hatırlarsanız, basit bir kan testiyle Alzheimer'ı yıllar önceden tespit etmenin mümkün olabileceğini daha önce sizinle paylaşmıştık. Bu hafta yayımlanan yeni bir araştırma, bu konuda umut verici sonuçlar ortaya koyarken, kan testinin sadece Alzheimer'ı tespit etmekle kalmayıp, ilerleyişini de yıllar önceden öngörebileceğini ortaya koydu. Son dönemde bu alanda yaşanan atılımın merkezinde p-tau217 gibi biyobelirteçlere odaklanan kan testleri bulunuyor. Bu alanda yürütülen geniş çaplı klinik çalışmalar, basit kan testleriyle erken teşhisin mümkün olabileceğini gösteriyor. Mass General Brigham araştırmacıları tarafından yayımlanan yeni çalışma ise bunu bir adım öteye taşıyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırma, basit bir kan testinin Alzheimer hastalığının ilerleyişini, beyin taramalarında henüz hiçbir belirti ortaya çıkmadan yıllar önce tahmin edebildiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, pTau217, hastalığın erken evrelerini tespit etmenin ötesine geçerek gelecekteki hastalık seyrine dair de güçlü ipuçları sunabiliyor.
Araştırmacılar, 50 ile 90 yaş arasındaki 317 bilişsel olarak sağlıklı bireyi ortalama sekiz yıl boyunca takip etti. Katılımcıların düzenli olarak kan testleri yapılırken aynı zamanda amyloid ve tau PET taramaları ile bilişsel performansları da izlenmeye devam edildi. Çalışmanın temel amacı, kandaki pTau217 seviyelerinin zaman içinde beyinde oluşacak değişimleri ve bilişsel gerilemeyi öngörüp öngöremeyeceğini belirlemekti. Bu yönüyle çalışma, son dönemde başlatılan ve farklı biyobelirteçlerin erken teşhisteki rolünü inceleyen klinik araştırmaların ötesine geçerek, bu testlerin uzun vadeli öngörü gücünü de değerlendirmiş oldu.
Elde edilen bulgular, pTau217 seviyeleri yüksek olan bireylerde Alzheimer ile ilişkili patolojik süreçlerin çok daha hızlı ilerlediğini gösteriyor. Üstelik bu artış, çoğu zaman PET taramalarında amyloid birikimi henüz tespit edilemeden önce ortaya çıkıyor. Yani klasik olarak “en erken belirti” kabul edilen beyin taramalarından bile daha önce bir uyarı sinyali almak mümkün olabilir.
Çalışmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise düşük pTau217 seviyelerine sahip bireylerin uzun yıllar boyunca amyloid birikimi geliştirme olasılığının oldukça düşük olması. Bu da söz konusu biyobelirtecin yalnızca risk tespiti için değil, aynı zamanda düşük risk grubunu belirlemek için de kullanılabileceğini gösteriyor.
Hastalığın yıllar önceden tespit edilmesi, önleyici tedavi çalışmalarında kritik bir avantaj sağlayabilir. Nitekim son dönemde geliştirilen ve hastalığın erken evrelerinde daha etkili olduğu gösterilen tedaviler düşünüldüğünde, bu tür erken uyarı sistemlerinin önemi daha da artıyor.
Öte yandan uzmanlar, bu testlerin henüz rutin klinik kullanım için hazır olmadığının da altını çiziyor. Ancak ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) geçtiğimiz yıl Alzheimer için ilk kan testine onay vermesi, bu alandaki dönüşümün hızlandığını gösteriyor. Yeni çalışma da bu testlerin yalnızca teşhis değil, aynı zamanda hastalığın gelecekteki seyrini öngörme konusunda da önemli bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.
Usain Bolt'un hızına yaklaşan insansı robot