İranlı Sporcular İçin Spor ve Siyaset Arasındaki Çizgi Giderek Bulanıklaşıyor
3 dk okumawired
PAYLAS:

İran milli futbol takımı, aylarca süren savaşın ardından gelen ateşkes ve siyasi belirsizliklerin gölgesinde 2026 Dünya Kupası serüvenine başladı. ABD'nin takımın maçlar arasında ülkede konaklamasını engellemesi nedeniyle Meksika'da kamp kuran ekip, spor ve siyasetin iç içe geçtiği zorlu bir süreçten geçiyor.
Pek çok İranlı için profesyonel spor; atletizm, kimlik ve siyasetin kesiştiği bir alanda yer alıyor. Sporcuların iltica etmesinden siyasi aktivizme ve büyük milli gurur anlarına kadar, İran sporunun yörüngesi bu Dünya Kupası'nda nelerin tehlikede olduğunu gözler önüne seriyor. Salı sabahı Yeni Zelanda ile oynadığı ilk maçta 2-2 berabere kalan İran takımı, bir sonraki maçlarında Belçika ve Mısır ile karşılaşacak ve bu süreçte sürekli Meksika ile ABD arasında seyahat etmek zorunda kalacak.
Eski İran milli tekvando takımı kaptanı Hadi Tiranvalipour, takımın her maç öncesi Meksika'dan ABD'ye uçmak zorunda kalmasını "adaletsiz" olarak nitelendiriyor. Tiranvalipour, bir zamanlar temsil ettiği ülkenin arka planında spor hayallerinin peşinden koşmanın yarattığı ikilemi çok iyi biliyor. 2022 yılında ailesini, arkadaşlarını ve İran'daki tüm hayatını geride bırakarak önce Türkiye'ye geçen, ardından İtalya'dan sığınma talep eden sporcu, bu zorlu kararı almak zorunda kalmıştı.
Sekiz yıl boyunca İran milli takımında yer alan ve sayısız uluslararası başarıya imza atan Tiranvalipour'un hayatı, televizyonda İran halkının, özellikle de kadınların ve kız çocuklarının haklarını savunduktan sonra tamamen değişti. Tiranvalipour, bu açıklamalarının ardından spordaki kariyerinin ve eğitim hayatının devlet tarafından hızla sonlandırıldığını belirtiyor. Yaşadığı baskılar sonucunda tüm madalyalarını ve anılarını geride bırakarak ülkeyi terk etme kararı aldı.
İran'da bir sporcu olmanın ve uluslararası arenada bu rolü üstlenmenin her zaman karmaşık bir yapısı oldu. 1998 Dünya Kupası'nda İranlı futbolcuların ABD'li rakiplerine beyaz gül vermesi gibi derin gurur anları yaşanırken, diğer yandan 2020'de ülkenin tek kadın Olimpiyat madalyalı sporcusu Kimia Alizadeh'in ülkeyi terk etmesi gibi yüksek profilli iltica vakaları da politika sahnesinde sıkça görüldü.
Tiranvalipour, belirsizliklerle dolu zorlu bir mülteci yolculuğunun ardından hayallerinin peşinden gitmeye devam etti. İtalya'nın desteğiyle 2024 Paris Olimpiyatları'nda Mülteci Olimpiyat Takımı'nı temsil etme başarısı gösterdi. İran'da sporun öneminin yüzyıllar öncesine, ulusal destan "Şehname"deki kahramanlık tasvirlerine kadar uzandığı biliniyor. Dünya şampiyonu güreşçi Gholam Reza Takhti gibi figürler, sporcuların İran popüler kültüründeki etkili mirasına katkıda bulunmuştur.
Ancak 1979 İslam Devrimi'nden sonra İran'ın spor manzarası, devlet kontrolü nedeniyle dramatik bir şekilde değişti. Kadın takımları dağıtıldı, kadın seyircilerin erkek sporlarını izlemesi yasaklandı ve stadyumlar Devrim Muhafızları'nın kontrolüne geçti. Günümüzde de İranlı sporcular, uluslararası arenada sadece sportif başarılarıyla değil, ülkelerinin karmaşık siyasi dinamikleriyle de mücadele etmeye devam ediyor.
İranlı muhalif sporcuların Avrupa'ya geçiş sürecinde Türkiye'nin önemli bir transit güzergah olması, ülkenin göç ve iltica dinamiklerini etkilemektedir.
İranlı sporcuların ve muhaliflerin Türkiye üzerinden Batı'ya iltica etmesi, sınır güvenliği ve göçmen politikaları açısından değerlendirilebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



