Trump Destekçisi Grup, Medya Eleştirileri İçin FCC'de 'Hızlı Geçiş' Sağladı
2 dk okumawired
PAYLAS:

ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) iç yazışmaları, muhafazakar bir hukuk grubunun Jimmy Kimmel ve ABC'ye yönelik şikayetleri hızlandırmak için doğrudan başkanlık ofisini kullandığını ortaya koydu. Elde edilen e-postalar, grubun standart prosedürleri aşarak doğrudan FCC Başkanı Brendan Carr'ın üst düzey danışmanlarına ulaştığını gösteriyor.
Center for American Rights (CAR) adlı grubun, Başkan Donald Trump'ın basına yönelik eleştirilerini yansıtan dosyalar sunduğu belirtiliyor. Kimmel, FCC'den gelen tehditlerin ardından eylül ayında kısa süreliğine görevden uzaklaştırılmıştı. Bu durum, basın özgürlüğü savunucuları ve hukukçular tarafından sert bir şekilde kınandı.
Kimmel ve ABC'ye yönelik tepkiler, FCC Başkanı Brendan Carr'ın muhafazakar bir podcast yayınında yaptığı açıklamaların ardından geldi. Carr, ABC iştiraklerinin harekete geçmemesi halinde düzenleyici kurumun incelemesiyle karşı karşıya kalabileceğini belirterek, "Bunu kolay ya da zor yoldan yapabiliriz" ifadelerini kullanmıştı.
Kayıtlar, CAR Başkanı Daniel Suhr'un Carr'ın üst düzey hukuk danışmanlarıyla doğrudan iletişim kurduğunu gösteriyor. Aylarca süren e-posta trafiği, grubun Trump yönetiminin tepkisini çeken büyük medya ağlarına karşı kullanılabilecek hukuki teorileri başkanlık ofisine düzenli olarak ilettiğini kanıtlıyor.
Carr'ın selefi Jessica Rosenworcel, grubun ABC, CBS ve NBC kanallarına yönelik daha önceki üç şikayetini "Birinci Değişiklik ile çeliştiği" gerekçesiyle reddetmişti. Ancak Carr, göreve geldikten kısa bir süre sonra bu şikayetleri yeniden işleme koydu. Hatta grubun CBS'e yönelik şikayeti, Paramount-Skydance birleşmesinin incelenmesinde bir koz olarak kullanıldı.
Konuyla ilgili açıklama yapan Suhr, CAR'ın tüm FCC kurallarına uyduğunu ve ilk şikayetin standart tüketici portalı üzerinden yapıldığını savundu. Suhr, haber çarpıtma standartlarının sadece yalanları değil, izleyiciyi yanıltmayı da kapsadığını iddia ediyor.
Yayıncıların İletişim Yasası kapsamındaki kamu yararı yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunan Suhr, Amerikan yayıncılığında muhafazakar bir hakimiyet kurulması fikrine sıcak baktığını açıkça ifade etti. Sızdırılan e-postalar, Suhr'un Kimmel'a yönelik şikayetini resmi sisteme girdikten hemen sonra doğrudan Carr'ın ofisindeki iki üst düzey danışmana gönderdiğini doğruluyor.
ABD'deki bu medya denetimi ve siyasi baskı tartışmaları, Türkiye'deki benzer yayıncılık düzenlemeleri ve RTÜK kararları için küresel bir emsal teşkil edebilir.
ABD'de yayın organlarına yönelik siyasi eksenli şikayetlerin hızlandırılması, Türkiye'deki medya düzenleyici kurumların politikaları ve ifade özgürlüğü üzerindeki küresel tartışmaları etkileyebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



